Keloğlan Kel Başım, Dertli Başım Hikayesi

Keloğlan Kel Başım, Dertli Başım Hikayesi

Reklam

Keloğlan Kel Başım, Dertli Başım - Keloğlan Masalları


keloglan_hikayeleri

Keloğlan akşam odasında can havliyle kıvranmaktadır. Gündüz güneşin altında top oynadığı için kel başına güneş geçmiştir. Kafası alev alev yanmaktadır. Annesi başına yoğurt sürerken, Bir taraftan da söylenmektedir. Bütün gece arkadaşlarının kel olduğu için kendisiyle alay etmelerini düşünüp, üzüntüden uyuyamaz. Sabah olur olmaz soluğu Bilgecan dedenin evinde alır. Ona derdini anlatıp derman bulmasını ister. Bilgecan dede bunun için üzülmemesini, kendisi için bir iksir hazırlayacağını söyler. Bunun için kağıda resmini çizdiği çalsakal otunu bulmasını ister. Keloğlan kağıdı alıp büyük bir heyecanla otu bulmak için fırlar. Yolda giderken Balkız ile karşılaşır. Ona Bilgecan dedenin kendisi için hazırlayacağı iksirden bahseder. Bu sırada Sinek ve Tomurcuk ağacın arkasından onları dinlemektedir. Sinek, Keloğlan'ın saçının olmamasını sorun yaptığını öğrenince ona bir oyun oynamaya karar verir. Keloğlan ormanda lazım olan otu ararken ileride Sinek ve arkadaşlarının konuşmalarına kulak verir. Sinek'in arkadaşının elinde bir şişe vardır. İçindeki iksiri Bilgecan dede babasının saçı çıksın diye yaptığını anlatıyordur. Sinek şişeyi ağacın kovuğuna koyup oradan uzaklaşırlar. Tabi ki bu Keloğlan için hazırlanmış bir oyundur. Az ileride bir çalının arkasına saklanıp keyifle izlemeye başlarlar. Keloğlan onların gittiklerinden emin olup şişeyi ağacın kovuğundan alır. Biraz kullansam bir şey olmaz diye düşünür. İçindeki iksirden bir parça alıp kafasına ve sakalı da çıksın diye yüzüne sürer. Bir anda kafası ve yüzü yemyeşil olur.

Diğer tarafta Uzun ve Huysuz açlıktan bitkin düşmüş uyuklamaktadır. Uzun yemek aramaya gidelim dese de Huysuz bunu kabul etmez. Yatıp dinlenmek ister. Uzun tek başına yemek aramaya gider. Önce Balkız'ın evine gider. Dışarıda duran bir sepet dolusu elmayı almaya çalışırken Balkız ve Prenses'in konuşmalarını duyar. Balkız, Prenses'e Bilgecan dedenin Keloğlan'a hazırladığı iksirden bahseder. Bunun duyan Uzun belki bir işe yarar diye iksiri çalmaya karar verir. Gizlice Bilgecan dedenin evine gider. Bilgecan dedenin soğuması için pencerenin kenarına bıraktığı iksiri zorda olsa almayı başarır. Aslında Uzun iksirin ne işe yaradığını bilmiyordur. Konuşmalardan yarım yamalak duyduğu kadarıyla bunun altın değerinde bir buluş olduğunu zanneder.

Keloğlan yakında saçının çıkacağının mutluluğuyla arkadaşlarının yanına gelir. Onu o halde gören arkadaşları çok korkarlar. Örgülü korkudan bayılır. Çok geçmeden onun Keloğlan olduğunu anlarlar. Ona yemyeşil olduğunu söylediklerinde Keloğlan oyuna geldiğini anlar. Bu sırada Bilgecan dede yanlarına gelir Keloğlan'ı aramaktadır. Onu bulunca iksirin çalındığını ayrıca etkisini kısa sürede kaybedeceğini, otu boşuna aramamasını söyler. Uzun iksirle birlikte Huysuz'un yanına gider. Ona bu iksiri içenlerin altınlara kavuşacağını söyler. Huysuz heyecanla iksiri almak ister. Aralarında iksir için didişirken bir anda ellerinden kayar ve Huysuz'un kafasına dökülür. Bir anda saçları ve sakalı orman gibi fışkırır. Bu duruma çok sinirlenen Huysuz, Uzun'u kovalamaya başlar. Keloğlan ve arkadaşları Sinek ve ekibinden intikam almak için plan yaparlar. Keloğlan üzgün üzgün bir taşın üzerinde otururken Sinek ve arkadaşları gelir. Ne olduğunu sorduklarında Keloğlan beni bu yeşil kafadan kurtarana para vereceğim der. Sinek biz yerdım ederiz para nerede diye sorunca Keloğlan ağacın altında der. Üçü birden ağacın altına gittiklerinde Kara yukarıdan kafalarına mor boya döker. Sinek ve ekibi oradan kaçarlar. Keloğlan hala saçının olmamasına üzülmektedir. Arkadaşları onu olduğu gibi sevdiklerini söyleyince Keloğlan'ın keyfi yerine gelir.

Hiç yorum yok: