Reklam

Öcük ile Böcük Böcek Kovucu Hikayesi

Öcük ile Böcük Böcek Kovucu Hikayesi
Öcük ile Böcük Böcek Kovucu Hikayesi
Öcük ile Böcük Böcek Kovucu - Öcük ile Böcük

Öcük ile Böcük'ün kuyruk yağı ile peynir topağına bakarak bu bizim yiyeceğimiz derken Çatlak Margeret gelir. Onlara bundan sonra bütün böcekler mutfak böcekleri her akşam toplanıp Margeret'e kırıntıların hepsini teslim edecektir. Böcük'ün elindeki mavi küflü sucuğu Margeret'e vermek mi? ister. Evet ama Öcük bunu asla aklından bile geçirmemelisin derken Öcük ile Böcük ellerindeki kırıntıyı paylaşmaya çalışırken tamamen kırıntı ufalanır ve mutfak lavabosuna yuvarlanır. Aslında böcek kovucu olduğu için Çatlak Margeret bu alana giremez. Hızla koşar antenleri zikzak şeklini alsa da yine kovucunun etkisine giremez Öcük ve arkadaşları içeride Margeret ise dışarıdadır. Tam bu sırada Öcük artık bize hiç bir şey yapamaz bundan sonra kimse korkmasın der. Margeret burada bir şeyler dönüyor ama ben buna izin vermeyeceğim der. Öcük ise burası bizim artık güvenli bölgemiz her şeyimizi burada yiyeceğiz diye konuşur ama arkadaşları ellerindeki olan kırıntıları yemişler. Son olarak Öcük'ün karagün için hazır bulundurduğu kırıntıyı dahi tüketmişlerdir. Bulundukları alanda artık yan etkiler başlamış mutfak Böcekleri artık tamamen yeşile bürünmüştür. Bu arda yerçekimi kanununa ayak uyduramayıp havalanmışlardır. Lakin Öcük uçmayıp süzüldüğünü söyler Margeret yardımcısı Cecil ne yaparlar ise böcek kovucunun etkisinden içeri giremezler. Margeret, Cecile bir tekme ile iş başına geçirmiş böcek kovucuyu ne yapar isen yap hemen kapat der. Margeret artık Öcük ve Böcük ile pazarlık yapması gerektiğini anlamış şimdiye kadar en iyi söylediğiniz şey bu demiştir. Yani böcek kovucuyu kapatırsanız siz bundan sonra mutfağa rahat oturup yemeğinizi yiyebilecek siniz ama mutfak dışında herkes kırıntısını bana verecek bunu unutmayın der.

Öcük ile Böcük İnce Böcük Hikayesi

Pak ile Pırpır 10. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 10. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 10. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 10. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Bu bölümde Pırpır yine Pak’ın uyanması için ona Pak diye seslenir seslenir de Pak uykusundan zor uyanan ve asla yüksek sesten hoşlanmayan biridir. Fakat Pırpır onu yine hafif bir ses tonu ile uyandırır. Pak ise tamam der. Leke farelere görev vermiş fareler ise bu görevi yapar iken nefes almada güçlük çekerler. Leke'nin farelere süprizi vardır. Nefes alamadıkları için onlara maske bırakmıştır. Araç içerisinde alın da takın bakalım der. Pak uyanır ve havanın niye bu kadar kirli olduğunu sorar Pırpır, Pak’a. Leke bütün ormandaki ağaçları kestiği için havanın çok kirli olduğunu anlatır. Fakat Pak nefes alamamış, Pırpır ise ona maske uzatmakta hemen tak neden dersen yeryüzünde oksijen kalmadı çabuk ol der. Leke bizi yendi biz kaybettik beraber el ele verip biz onu yenmedik mi? Pırpır nereye gidiyorsun dur dese de Pırpır biz kaybettik hatırlamıyor musun? Leke ise dünyada tek kalan ulu ağacı kesmek ister. Fakat Pak bu Leke'yi durdurup ulu ağacı Kesmesini engelleyecektir. Pak ağaç ile konuşur, ağaç ise sen dinlemeyi bilen akıllı bir çocuksun bu dünyada kalan tek ağacım. Benim için ne yapabilirsin ki senin ile bir plan yapacağız. Fareler ise bütün ağaçları kesmekten çok yorulmuş çamur suratlı ile karşılaşmamak için şu son ağacı da keselim diye konuşurlar. Pak ise Leke'nin kestiği ağaçlardan bir sapan yapar ucuna da bir çamur topu yapar. Leke'nin duman çıkartan borusuna bu çamur topunu atar isek onu yenmiş ve bu planını da bozmuş olacağım. Ağaç ise nasıl yapacaksın tek başına yardımcın olması gerek. Evet yardımcım vardı ama Pırpır artık yardım etmeyeceğini söyleyip yanımdan ayrılmıştı. Olsun aynı basket oynamak gibi fareler ulu ağacın yanına gelirler ve Leke'yi ararlar oda artık başlayın kesmeye der. Pak ise sapan yaparak topu içine koymuş fakat gerdiremiyordur. Tam bu sırada Pırpır gelir ve Paka yardımcı olur çamur topunu başarı ile fırlatıp Leke'yi yine alt etmişlerdir. Pırpır yine Pak’a seslenir Pak Pak diye. Pak derin bir uykudan uyanır ve ulu ağaç nerede diye sorar. Anlar ki Pak daha yeni uykudan uyanıyordur birlikte gülerler bu yaşananların hepsi bir rüyadır.

Pak ile Pırpır 9. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 9. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 9. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 9. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 9. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Leke virane evin içerisin de bir sağa bir sola giderek olmaz böyle bir şeyler yapmalıyım bir şeyler bulmalıyım diye dövünür durur. Bir taraftan da bu Pak ile Pırpır benim bütün planlarımı bozuyor bu da benim hiç hoşuma gitmiyor. Acaba taktik mi değiştirsem, neyse fareler bana çöp bulun gelin de bende kendime geleyim. Pak ile Pırpır uç uçları etrafa salmış deniz kenarın da vakit geçirmektedirler. Çünkü her şey normaldir. Leke, Kikirik’i sorar nere de diye ama bir cevap alamaz Piti Piti'den. Kikirik kafasını yere çarptığı için hatırlamakta güçlük çekmektedir. Kikirik, Leke'nin yanına gitmiştir. Sorar nerede idin seni arıyordum ben bir yağ birikintisinin içine düştüm yağda benim gözlerime çok zarar verdi der. Leke de tamam buldum bu atık yağlar benim işime çok yaraya bilir diye düşünür ve muhteşem bir plan yapmak için oradan ayrılır. Bu arada Pak bir İstiridye ile konuşur nasılsın diye sorar? Denizimiz çok temiz fakat atık yağlar denize dökülür ise bu kadar rahat yaşayamayız. Pırpır ise yine gıdıklanmaya başlamıştır. Bunun anlamı Leke rahat durmuyordur. Kocaman bir yağdanlık yapar. Yağları püskürtecek her yer kirlenecektir. Leke etrafı kirletecek, Pak ile Pırpır ise kirletilen her şeyi temizleyecektir. Pırpır yağdanlığın hortumuna düğüm atmış ve yağdanlık patlamıştır. Bu seferde etrafa daha fazla zarar vermeden başarmışlardır. Bir kez daha doğayı ve etrafı korumuşlardır.

Pak ile Pırpır 8. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 8. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 8. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 8. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 8. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Pak ile Pırpır ormanlarımızın yeşil olduğundan ve ormanların ve ormanların bir oksijen deposu olduğunu ve yeşil ormanlar olmaz ise hayat biz canlılar için bir anlam ifade etmez eğer koruyamaz isek ormanlarımız yok olur. Ormanlarımızı korumalıyız uç uçlardan sinyaller gelmektedir. Bunu hemen öğrenmelidir. Pak onun için sinyallerden gelen görüntüleri izlemekte kocaman ormanın bu hale gelmesine bir anlam verememiştir. Ağaçların yaprakları sararıp solmuş belki yakından izlediğimiz zaman bir çözüm üretebileceklerini düşünürler. Leke ise ağaçlara sıktığı zehiri bir kaya içine kamufle olduğundan pek fark edilmemekte. Bunun için Pak’ın Leke’yi bulamaması biraz zor olmaktadır. Leke ağaçları zehirlemekten hiçbir zaman vazgeçmeyecek zehir deposu boşalsa bile bunu farelere tekrar doldurtacaktır. Kikirik Piti Piti'nin yanına gelir ve biz bir tatili hak ettik artık Leke'den sıkıldım ve çok yorulduk hadi der. Fakat dinlenmek istedikleri yer fabrika atık deposu alanıdır. Bunun farkında bile değildir bizim fareler. Leke anons yapar fareler ise Leke'den çok korktukları için onun sesi ile irkilirler geldiğimde her şey hazır olsun ona göre. Pak ormanda ağaçların neden sararıp solduğunu izlemek ve onları yakından görüp incelemek için oradadır. Ağaçların durup dururken bu halde olması normal değildir. Pak, Leke'nin kamufle arabası ile ormanda dolaştığını görür ve artık karar vermiş Leke'yi bulmuştur. Leke ise kimse beni bulamaz diye hala konuşmaktadır. Bulsa bile yakalayamaz diye bağırıp durur. Pak ise Leke kendi etrafındaki renklere ve şekillere göre kamuflaj olmuştur. Biz ise hemen bir su deposu bulup onu kendi arabasındaki zehir ile değiştirelim o da ormandaki ağaçlara hala zehir püskürttüğünü zannetsin. Pırpır ve Pak birlikte mutlu ve umutludur. Birlikte kahkaha atarlar bu zehirli atığın nereden geldiğini bulup bu işi de çözümlemişlerdir.

Pak ile Pırpır 7. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 7. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 7. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 7. Bölüm
Pak ile Pırpır 7. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Leke çöplerin için de yaşadığın dan hastalanmış ve bütün mikroplarını etrafa saçmaktadır. Bu durumdan Piti Piti ve Kikirik çok rahatsız olduğunu ve hemen bir ilaç bulmaları gerektiğini Leke'ye söylerler. Pak ise Pırpır'ın hapşırığından uyuyamayıp kalkmış ve Pırpır'a hemen sana taze meyve toplayıp sana yedirmeliyiz ki hapşırığın hemen geçmeli der. Pırpır ise bunun bana yararı olacak mıdır? Pak taze meyve yersen tabi ki olacaktır. Leke toplanan ilaçları kontrol edip hepsini bir kenara fırlatır. Aklında başka planlar vardır. Leke'nin düşüncesi etrafa nasıl zarar veririm diye düşünmektir. Kendi hapşırığını çoktan unutmuştur. Bu arada ilaçlara bakarken yere bir kağıt parçası düşüverir kağıtta ise şu not yazmaktadır; son kullanma tarihi geçen ve kullanılmayan ilaçları eczaneye geri götürmeyi unutmayınız yazmaktadır. Çünkü bu ilaçlar toprağa atıldığın da zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz, fakat Leke'nin kafasında soru işareti oluşmuştur; evet Leke de nasıl zarar vereceğini bulmuştur. Pak ise Pırpır için portakal toplamış ve bu taze portakal sana iyi gelecektir der. Pırpır ise istemem. Pak o zaman sana elma getirelim en azından zinde kalırsın der. Leke ise bütün ilaçları zehir koptere doldurup havadan bütün ağaçların üzerine püskürtmek ister. Bütün ağaçların sararıp solması için ne gerekirse onu yapacaktır. Bu arada ne olur ise olsun doktora gitmeden hiçbir ilacı kullanmamalıyız, ilaçlar her şeye zarar verdiğinden biz insanlara da dikkatli kullanmadığımız zaman çok zarar verebilir. Pak ise bir plan düşünür, bu arada Leke ilaçlardan elde ettiği zehri etrafa püskürtmektedir. Doğayı ve ağaçları zehirlemeye başlamıştır. Pak ile Pırpır bunu önlemek için bir hortum takarak Leke'nin zehir koptere zehri kendi araçlarında toplatıp Leke'yi yine yenmiştir. Çünkü Leke'nin püskürtecek bir zehri kalmamıştır. Pak ile Pırpır ağaçları ve doğamızı yine kurtarmıştır.

Pak ile Pırpır 6. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 6. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 6. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 6. Bölüm
Pak ile Pırpır 6. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Pırpır, Pak’a seslenir ona güzel bir kahvaltı hazırlamak ister. Sabah kahvaltısı çok önemlidir. Güne zinde ve formda başlamamız çok önemlidir. Portakallarımız da geldiğine göre soframızın olmazsa olmazlarından yumurta ve ekmekte varsa ve arıların ürettiği nefis balımız da varsa mükemmel bir kahvaltıya kimse hayır dememeli. Leke ise bir çöp birikintisinin içinde horlayarak uyumakta. Leke bir müddet sonra uyanır, fakat karnında kocaman bir açlık hissetmektedir. Pırpır ise Pak artık uyanmasını ister Pak ise niye bu kadar çok bağırdığına bir anlam veremez ama mükemmel bir kahvaltı sofrasıdır Pırpır'ın hazırladığı. Leke ormana doğru ilerlemekte bir müddet sonra ormanda yangın başlamış Leke ise farkına varamaz tutuşur ve bir taraftan da yanıyorum diye bağırır. Kendini göle atar bu yangının nasıl çıktığını merak eder ve düşünür. orman da sadece bir şişe vardı evet buldum diye bağırır. Güneş ışınlarını şişeye yansıttığı için şişe ısınır ve yangının çıkmasına sebep olur. Pak, Pırpır'a bu kadar sessizlik hayra alamet değil, Leke bir şeyler planlıyor olabilir. Uç uçları göndermemiz gerek uç uçların gönderdiği görüntüleri Pak izlemekte ve Pak ormanda yangın başlamış bir sincap ise ağaçta mahsur kalmıştır. Pak, sincap’ı kurtarır ve bunu kimin yaptığını sorar. Leke ormanın her tarafına cam kırıkları atmış ve her tarafta yangın çıkmasını ister ve bunu da başarmıştır der Sincap. Pak, Leke'yi engelleyip daha fazla camları etrafa dağıtmaması için elinden ne gelirse yapmak ister ve su balonlarına su doldurup yangını söndürmesi için Pırpır'ı devreye girmesini ister, aynı zamanda Pırpır itfaiyeyi arayarak yangını söndürmeleri için onlara adres bildirimi yapar. Pak ise yangın bitene kadar Leke'yi bir ağaca ağ ile bağlamıştır ve yangın söndürülmüş her şey kontrol altına alınmıştır. Leke'nin bir kere daha planları bozulduğu için çok sinirlidir. Pak’a bu seferde planımı bozdun yine karşılaşacağız der.

Pak ile Pırpır 5. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 5. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 5. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 5. Bölüm
Pak ile Pırpır 5. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Pak ile Pırpır güne etrafa ektikleri tohumlar ile güne merhaba der. Leke ise neden neden diyerek ağlamakta Piti Piti ile Tikirik, Leke'ye yeter artık ne bağırıyorsun? kes sesini der ve bu Piti Piti bu çamur yığınından bıktım artık diyor. Pak etrafa uç uçları gönderir Pırpır ise bir sorunumuz olduğunu esen şiddetli rüzgarın plastik poşetleri rüzgar ile havaya doğru uçurduğunu ve etrafa hızla dağıldığını, Pırpır ise bu soruna bir çözüm bulmaları gerektiğini düşünür. Pak ile Pırpır bu plastik toplanıp geri kazanılması lazım bu plastik çöplerin doğada beş bin yıl içerisinde yok olduğunu anlatır. Bizim fareler ise kendi aralarında konuşmakta. Leke ise ne konuştuklarını sorsa da cevap alamaz, çünkü Leke'nin yaptıklarına kızmış olsalar bile itiraz edemezler. Leke ise evi dağıttığı gibi şimdi de çevresini dağıtmakta. Yani evdeki çöpleri her yere dağıtıp çevreyi bir çöp alanı içerisine sokmak istemekte. Pak ise plastik bir torba içerisine Leke'yi hapseder sonra sen de çevreye böyle zarar veriyorsun der. Attığın her plastik doğayı nasıl hava alınmaz bir hale getirdiğini unutma sen eğer bu plastik poşetten kurtulur isen hemen geri dönüşüme bırakmayı unutma. Leke ise hızla ortamdan uçarak uzaklaşmaktadır.

Pak ile Pırpır 4. Bölüm Hikayesi

Keloğlan Hayalet Madenci Hikayesi

Keloğlan Hayalet Madenci
Keloğlan Hayalet Madenci
Keloğlan Hayalet Madenci - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Balkız, Kara, Sinek ve arkadaşları ormanda bisikletle gezintiye çıkmışlardı. Sinek her zamanki gibi bir rekabet yaratmak için en önde hızlı bir şekilde sürer. Keloğlan yarışa gerek yok dikkatli ol dese de Sinek dinlemez. En sonunda bir taşa çarpıp düşer. Hem bisikleti kırılır hemde dizi yaralanır. Keloğlan ve diğer çocuklar yanına gelip yardım ederler. Bu sırada şiddetli bir yağmur başlar. Yağmur dinene kadar bir yer bulup beklemeye karar verirler. Ateş yakmak için çalı çırpı toplarken eski bir maden ocağının girişini bulurlar. Kapısında içeriye girmek tehlikeli ve yasaktır yazmaktadır. Sinek içeriye girelim diye tutturur.

Arkadaşı İnatçı dedesinin eski bir madenci olduğunu, eski ocaklarda madencilerin hayaleti olabileceğini söyler. Sinek ve Kara girmek isteyince çaresiz hepsi girerler ocağa. Ellerinde meşale ile yürürken madencilerin eskiden kullandıkları vagonları görürler. Hepsi vagonlara biner. Sinek'in ayağı bir yere değince vagonlar hareket edip ocağın derinliklerine doğru hızlıca giderler. Sinek vagondan düşme tehlikesi geçirir. Keloğlan onu kurtarır. Vagon bir yere çarpıp durur. Hepsi vagonlardan inip nasıl kurtulacaklarını düşünürler. Tomurcuk etrafa bakınırken bir yarasa görüp bağırır. Onun sesinden ürken binlerce yarasa uçmaya başlar. Çocuklar korkudan labirent gibi tünellere dağılırlar. Keloğlan ve Balkız tünelde Kara ve İnatçıyı bulurlar. Fakat Sinek ve Tomurcuk kaybolmuştur. Onları ararken ocağın en sonundaki duvara varırlar. Bir anda sarsıntı olup önlerine taşlar yuvarlanır. İçeride mahsur kalmışlardır. Nasıl kurtuluruz diye düşünürken bir köpek sesi duyarlar. Taşların arasından önce bir köpek, sonrada bir madenci çıkar. Önce onu hayalet zannedip korkarlar. Madenci onları oradan kurtarır. Sinek ve Tomurcuk'ta ortaya çıkarlar. Çocuklar ve madenci ateş yakıp etrafında otururlar. Madenci yıllar önce maden sahibinin o ocağı kapattığını, bütün madencilerin evlerine döndüğünü anlatır. Kendisinin hiç kimsesi olmadığı için orada yaşamaya başladığını söyler. Ormanda avlanıp, meyve toplayıp yaşamına devam ettiğini söyler. Keloğlan çıkışı nasıl bulacağız diye sorunca madenci onlara çıkışı gösterir.

Çocuklardan hiç kimseye kendisinden bahsetmemelerini ister. Orada tek başına mutlu olduğunu söyleyip tekrar madene döner. Çocuklar tekrar gün yüzüne kavuştukları için çok mutlu olurlar. Sinek kırık bisikletinin tamir edilmiş bir halde olduğunu görünce, bunu hayalet yaptı zannedip korkar ve giderler. İşin aslı Balkız onları korkutmak için Sinek'in bisikletini saklamış yerine Keloğlan'ın bisikletini koymuştur. Neşe içinde köyün yolunu tutarlar.

Keloğlan Kırık Ayna Hikayesi

Keloğlan Kırık Ayna Hikayesi

Keloğlan Kırık Ayna
Keloğlan Kırık Ayna
Keloğlan Kırık Ayna - Keloğlan Masalları

Keloğlan sabah uyandığında odasında küçük bir kız çocuğu görür. Sende kimsin buraya nasıl geldin diye sorar. Kız isminin Pamuk kız olduğunu söyler. Çirkin cadının anne ve babasını kırık bir aynaya hapsettiğini söyleyip ağlamaya başlar. Keloğlan'dan onları kurtarması için yardım ister. Keloğlan bunu önce Bilgecan dedeye söylemeliyiz deyince kız o kadar zamanlarının olamadığını söyler. Birlikte ormana doğru giderken karşılarından Balkız, Kara ve kirpi Prenses gelir. Onlara durumu anlatırlar. Prensesin gözü bu kızı pek tutmaz. Keloğlan Pamuk kız ile yollarına devam ederken Balkız ve Kara onları takip eder. Bu sırada Prenses'de Bilgecan dedeye haber vermek için evine doğru gider. Ormanın derinliklerinde kırık aynayı bulurlar. Küçük kız Keloğlan'dan aynanın içine girip anne ve babasını kurtarmasını ister. Keloğlan bunun tehlikeli bir iş olduğunu düşünüp uzaktan bakar. Fakat küçük kız onu arkadan itip aynanın içine atar. Daha sonra orada saklanmış olan çirkin cadıyı çağırıp istediğini yaptığını anne ve babasını serbest bırakmasını söyler. Cadı bunu güçlerini geri aldığında yapacağını söyleyip kızı kandırır. Keloğlan aynanın içinde farklı bir alemde hapsolmuştur. Olanları uzaktan izleyen Balkız Kara'ya orada beklemesini kendisininde Bilgecan dedeye haber vermeye gideceğini söyler. Keloğlan aynanın arkasındaki kara dünyada kurtarılmayı beklerken bir anda bir köpek sürüsü onu kovalamaya başlar. Can havliyle bir ağaca tırmanır. Köpekler gittikten sonra ağaçtan inmeye çalışırken ağaç birden canlanır. Dalları onu belinden kavrayıp bir çalının üzerine fırlatır.

Bu sırada Uzun ormanda kaçan tavuğunu kovalarken aynayı bulur. Bunun Huysuz'un işine yarayabileceğini düşünüp götürmek ister. Kara yanına gelip onun sihirli bir ayna olduğunu, Keloğlan'ın içinde mahsur kaldığını söyler. Uzun buna ikna olmayınca Kara tavuğun aynanın içinde olabileceğini söyleyip onu da içeriye gönderir. Bu kez köpekler Uzun'u kovalamaya başlar.

Bilgecan dede balkız ile birlikte aynanın olduğu yere giderken yol kenarında ağlayan Pamuk kızı görürler. Küçük kız kendisinin bir suçu olmadığını cadının onu kandırdığını söyler. Anne ve babasını kurtarmak için bunu yaptığını söyler. Cadının aynayı evine götürdüğünü, almak istiyorsa Bilgecan dedenin evine gelmesi gerektiğini söyler. Bilgecan dede bunun bir tuzak olduğunu anlar ve yalnız gitmek ister. Kara aynayı alıp güvenli bir yere götürürken Karşısından Huysuz gelir. Huysuz o elindekinin ne olduğunu sorunca Kara sihirli bir ayna olduğunu söyler. İstersen içine gir bir bak der. Huysuz Kara'nın kendisiyle dalga geçtiğini düşünür. Eğilip aynaya bakarken Kara arkadan yitekleyip onu da aynaya hapseder. Bu sırada Balkız ve Prenses gelir. Aynanın Kara'nın yanında olduğunu görünce cadının tuzak kurduğunu anlarlar. Yanlarında duran Pamuk kız da ortadan kaybolmuştur.  

Keloğlan kara dünyadan kurtulmak için bir yol ararken bir anda bir kuyuya düşer. İçeride bir sürü iskelet vardır. Tam o sırada karşısında kendisine doğru gelmekte olan  kuyu canavarını görür. Şimdi ne yapacağım diye düşünürken yukarıdan Huysuz canavarın üzerine düşer. Canavar bir anda bayılır. Hızlıca kaçmaya başlarlar. Tünelin sonunda aşağıya sarkıtılmış bir ip görüp tırmanırlar. Tırmandıkları kuyu gerçek dünyaya çıkar.

Bu sırada Çırkin cadı Bilgecan dedenin evinin önünde içeriye girmek isterken Balkız ve Kara ona engel olmaya çalışırlar. Cadı bir anda Kara'yı fareye çevirir. Pamuk kız da oraya gelir. Balkız cadı ile boğuşurken Keloğlan yardımına yetişir. Cadı onuda fareye çevirmek için asasını sallayınca Keloğlan önüne aynayı getirip sihiri cadıya geri çevirir. Cadı bir anda fareye dönüşür. Bilgecan dede de oraya gelip Kara ve Pamuk kızın anne babasını eski haline çevirir. Bir anda aynanın içinden Uzun da  çıkıp kurtulur. Küçük kızın anne ve babasını kurtarmanın mutluluğu ile hepsi gülmeye başlarlar.

Keloğlan Tilkican Dede Hikayesi

Keloğlan Tilkican Dede Hikayesi

Keloğlan Tilkican Dede
Keloğlan Tilkican Dede
Keloğlan Tilkican Dede - Keloğlan Masalları

Bilgecan dede evinin çatısındaki gözetleme kulesinde gökyüzünü izlerken Keloğlan gelir. Dede Keloğlan'dan yukarıya gelip kendisine yardım etmesini ister. Keloğlan koşarak içeriye girer. Yatakta uyuyan Tilkican dedeyi Bilgecan dede zannedip, dede ne çabuk aşağıya inip uyudun der. tilkican dede sinirlenip onu kovar. Keloğlan bir anlam veremeyip dışarıya çıkar. Bu sefer yukarıdan Bilgecan dede seslenip neden yukarıya gelmiyorsun der. iyice kafası karışan Keloğlan tekrar içeriye girer. Tilkican dedeyi yatakta görüp tekrar ne çabuk indin Bilgecan dede der.

Tilkican dede iyice sinirlenip yukarıdan Bilgecan'ı çağırır. Bilgecan dede Tilkican'ın ikiz kardeşi olduğunu uzun zamandan beri görüşmediklerini söyler. Ayrıca Tilkican'ın son derece huysuz bir ihtiyar olduğunu söyler. Onların konuşmalarından iyice rahatsız olan Tilkican dede uyumak için dışarıya çıkar. Bir ağacın altında uyumaya hazırlanırken Uzun ve Huysuz başına bir çuval geçirip onu kaçırır. Çirkin cadının evine getirdikleri Tilkican dedeyi bağlarlar. Cadı benden aldığın güçlerimi geri kazanacağım iksirin tarifini bana ver Bilgecan der. Tilkican ben Bilgecan değilim dese de kimseyi inandıramaz. Uzun ve Huysuz bir tüğ ile ayaklarını gıdıklayıp onu konuşturmaya çalışırlar. En sonunda Tilkican dede dayanamayıp tamam tarifi vereceğim der. Sırayla bütün malzemeleri söyler, cadıda kazana koyar. En son uyuttur tozu ekle der. Cadı uyuttur tozunun kalmadığını söyleyince Tilkican o olmadan iksir işe yaramaz der. Cadı Uzun ve Huysuz'u uyuttur tozu getirmeleri için Bilgecan dedenin evine gönderir. Bilgecan dede ve Keloğlan tilkican dedeyi merak etmeye başlarlar. Başına bir iş gelmesinden endişe ederler. Bu sırada Uzun ve Huysuz kapı deliğinden içeriyi gözetlerler. Bilgecan dedenin cadının elinden nasıl kurtulduğunu merak ederler. Huysuz Uzun'u cadıya gönderip Bilgecan'ı yeniden kaçırmaya gerek olup olmadığını sormasını ister. Uzun gittikten sonra kapı açılır. Huysuz dede ve Keloğlan'a yakalanır. Huysuz korkusundan kendisini kaçırdığı için özür diler.

Keloğlan işin aslını anlamıştır. Haydutların Bilgecan yerine Tilkican'ı yakaladığını Dedeye söyler. Onu kurtarmak için Huysuz'a cadının evini göstermesini söyler. Bu sırada Uzun cadının evine gelip Bilgecan'ı yeniden kaçıralımmı der. Dedeyi orada bağlı görünce aklı karışır. Huysuz Keloğlan ve Bilgecan dedenin elinden kaçıp cadının yanına gelir. Haydutlar bir içeride bir dışarıda Bilgecan'ı görünce iyice akıllarını oynatırlar. Cadı onlara çok sinirlenirken dışarıdan Bilgecan'ın sesini duyar. Kendisi içeride sesi dışarıda diye çok şaşırır. Dışarıya çıkıp Bilgecanı görünce bunu nasıl yaptığını sorar. Keloğlan arkadan gizlice içeriye girip Tilkican dedeyi kurtarır. Tilkican Keloğlan'a daha önce verdiği uyuttur tozunu alıp kazandaki iksire katıp biraz alır ve dışarı çıkarlar. Cadı aynı anda iki Bilgecan olduğunu görünce bu nasıl bir sihir diye merak eder. Keloğlan'ın da orada olduğunu görünce onu yakalamak ister. Keloğlan eğer yaklaşırsan elimdeki iksiri içip bin tane olurum der. Cadı bunu görünce Keloğlan'ın elindeki iksiri kapar ve içer. Bir anda yumuşak huylu sevecen birine dönüşür. keloğlan , Tilkican ve Bilgecan dede evlerine huzur içinde geri dönerler.

Keloğlan ve Sinek Hikayesi

Keloğlan ve Sinek
Keloğlan ve Sinek
Keloğlan ve Sinek - Keloğlan Masalları

Keloğlan'ın annesi Keloğlan ve Sinek'e tarlayı çapalama işi verir. Kendi tarafını ilk önce kim bitirirse pastayı ona vereceğim der. Keloğlan kendi tarafını çapalarken, Sinek bütün çocukları kandırıp kendi tarafını onlara çapalatır. annesi geldiğinde Sinek'in tarafının bitmiş olduğunu görünce ona aferin der. Keloğlan durumu ne kadar izah etmeye çalışsa da annesini inandıramaz. daha sonra köy meydanında voleybol oynarlar. Keloğlan ve Balkız çarpışır. Balkız'ın dizi sakatlanır. Sinek onu Bilgecan dedeye götürelim der. Keloğlan, Balkız ve Sinek Bilgecan dedenin evine giderler. Bilgecan dede evde yoktur. Keloğlan onun gerçek insanların dünyasında olabileceğini söyleyip o tarafa geçerler.

Bilgecan dede onları orada karşılar. Ağaç kovuğundaki evine davet eder. Orada üzerinde çalıştığı bir aleti görürler. Bilgecan dede aletin nasıl çalıştığını anlatır. Daha sonra Sinek'e anlayıp anlamadığını sorar. Sinek aletin çalışma sistemini anlatınca Bilgecan dede onu takdir eder. Keloğlan içten içe onu kıskanmaya başlar. Bilgecan dede gerçek hayattaki insanlara dev insanlar diye hitap eder. Bu icadın dev insanlar için çok önemli birşey olduğunu söyler. Onları gizlice dinleyen Uzun ve Huysuz Kara Vezir'e gidip bu makineden bahsederler. Kara Vezir Uzun ve Huysuz'u da alıp bu icadı ele geçirmek için gerçek dünyaya geçer. Aletle birlikte Keloğlan'ı da esir alıp götürür. Sinek ve Balkız bahçede oyun oynayıp eğlenirken Bilgecan dede gelip aletin ve Keloğlan'ın ortada olmadığını söyler. Bunu yapsa yapsa Kara Vezir yapar deyip onları kurtarmaya giderler. Kendi masal alemlerine dönüp oradaki Örgülü , Kara ve Sivri'ye Kara veziri görüp görmediklerini sorarlar. Ormanda onları ararken Kara vezirin kurduğu ağlara takılırlar. Kara vezir onların tuzağa düştüğünü duyunca yanlarına gider. Bilgecan dede Kara Vezir'e yaklaşmasını söyler. Böylece vezir ve askerleri de ağlara takılıp ağaçta asılı kalır. Sinek cebinden çıkardığı makasla ağları kesip kurtulurlar. Bu sırada mucit elinde Bilgecan dedenin icadı olan makine ile gelir.

Kara Vezir Mucit'e onları yakalamasını söyler. Çok korkan sinek tekrar saf değiştirip Kara Vezir tarafına geçer. Vezirin asılı olduğu ağı kesip onu da kurtarır. Keloğlan Karakaçan'ın yardımıyla bağlı olduğu iplerden kurtulup yanlarına gelir. Mucit'e elindeki aleti bırakmasını söyler. Onun bir jeneratör olduğunu elektrik veren ucu elinde tuttuğunu söyler. Mucit buna inanmaz ve çalıştırır. Çalıştırmasıyla önce kendi, daha sonra Kara Vezir ve askerler elektrik akımına kapılır. Balkız sevinçle Keloğlan'ın boynuna sarılır. Bilgecan dede kutlamanın zamanının geldiğini söyler. Keloğlan buna bir anlam veremez. Akşam olunca Bilgecan dede jeneratör ile meydanı aydınlatır. Herkes toplanıp Keloğlan'a sürpriz bir doğum günü partisi hazırlamışlardır.

Keloğlan Yıldırım Hikayesi

Keloğlan Yıldırım Hikayesi

Keloğlan Yıldırım
Keloğlan Yıldırım
Keloğlan Yıldırım - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Sivri ve Örgülü insanların yaşadığı gerçek hayata geçmiştir. Yolda karşıdan karşıya geçerken birden kırmızı yeşil ışık yanar ve arabalar hareket eder. Yolun ortasında kalan çocuklar çok korkmuştur. Keloğlan geçit saatini çıkarıp kendilerin yaşadığı masal alemine geçmek üzere çalıştırır. Geçit kapısı açılır. Örgülü ve Sivri geçitten geçerler. Keloğlan tam geçmek üzereyken üzerine yıldırım düşer. Bu şekilde masal alemine geçer. Keloğlan'ın üzerinde bir tuhaflık vardır. Arkadaşları da bunu fark eder. Örgülü içinden Keloğlan'ın nesi var acaba diye düşünür. Keloğlan bunu duyar. Hiçbir şeyim yok diye kızar. Bu kez Sivri içinden bir an önce eve gitsek de yemek yesek diye geçirir. Keloğlan bunu da duyar. Çocuklar Keloğlan'ın zihin okuduğunu fark ederler. Keloğlan bana neler oluyor diye endişelenip Bilgecan dedenin evine gider. Sivri ve Örgülü'de olanları anlatmak için Balkız ve Kara'yı bulmaya giderler.

Keloğlan Bilgecan dedeyi evinde bulamaz. Onun kitaplarını karıştırıp durumuyla ilgili bir şeyler bulmak ister. Bu sırada kapı çalıp arkadaşları gelir. Ona nasıl olduğunu sorarlar. Her biri kafasının içinden bir şeyler geçirir. Hepsinin zihninden geçenleri duyan Keloğlan çok sinirlenip, yeter susun artık deyip yumruğunu masaya vurur. Vurmasıyla ellerinden elektrik akımı çıkar ve bütün eşyalar etrafa saçılır. Çocukların hepsi çok korkmuştur. Keloğlan bütün arkadaşlarından özür diler ve koşarak dışarı çıkar. Yolda giderken Uzun ve Huysuz karşısından gelir. Huysuz içinden Keloğlan niye yalnız acaba diye geçirir. Keloğlan ona sana ne benim yalnız olduğumdan der. Huysuz Keloğlan'ın zihin okuduğunu fark eder. Uzun benimde zihnimi oku o zaman der. Keloğlan dinler ama hiç bir şey duyamaz. Çünkü akılsız Uzun'un zihni de boştur. Keloğlan beni oyalamayın deyip yoluna devam eder. Huysuz olanları haber vermek için doğru Kara Vezir'e gider.

Keloğlan nevine gidip biraz dinlenmek ister. Bu sırada kapı çalar. gelen Zezir'in askerleridir. Onu Kara Vezir'e götürmek isterler. Keloğlan durun yaklaşmayın diye elini havaya kaldırır. Bir anda ellerinden çıkan elektrik askerleri uzağa fırlatır. Askerler korkuyla kaçarlar. Arkadaşları her yerde Keloğlan'ı ararlar. Ona yardım etmek isterler. Yürürken kenarda uyuyan iki devin ayağına takılıp düşerler. Devler sinirlenip hiçbir yere gidemezsiniz derler. Kara büyük bir cesaretle onlara kafa tutar.Dev parmağının ucu ile vurup karayı fırlatır. Bu sırada Keloğlan gelip arkadaşlarımı rahat bırakın der. Dev onunla dalga geçip bizi sen mi durduracaksın? der ve parmağının ucu ile ona da vurmak ister. Dokunması ile iki devi de elektrik çarpar. Arkadaşlarına bana yaklaşmayın size de zarar vermek istemiyorum der ve kaçar. geçit saatini kullanıp gerçek dünyaya, yıldırımın düştüğü yere gider. Orada yanına Bilgecan dede gelir. Tam olanları anlatırken üzerine tekrar yıldırım düşüp eski haline döner. Masal alemine geri döndüğünde eşeği Karakaçan'ı görür. Eşek görüşmeyeli nasılsın der. Keloğlan olamaz şimdide hayvanları duyuyorum diye endişelenir. Bu sırada ağacın arkasından Uzun ve Huysuz çıkar. Keloğlan'a şaka yapmak isteyip kendileri konuşmuştur. Keloğlan'da sinirlenip onları kovalamaya başlar.

Keloğlan Müthiş Uzun Hikayesi

Keloğlan Müthiş Uzun Hikayesi

Keloğlan Müthiş Uzun
Keloğlan Müthiş Uzun
Keloğlan Müthiş Uzun - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Balkız, Uzun ve Huysuz gerçek dünyaya geçip bir kütüphanede dolaşırlar. Uzun'un bir karikatür kitabı fazlasıyla dikkatini çeker. Onu okumaya başlar. Her yerde Uzun'u arayan Huysuz kitapların içinde ''Huysuz Ejderha'' isminde bir kitap görüp okumaya dalar. Balkız ve Keloğlan yanına gelip sen kitap mı okuyorsun diye sorunca Huysuz hayır öyle bakınıyordum der. Bu sırada Uzun'da yanlarına gelir. Hadi eve gidelim diye ısrar eder. Okuduğu kitabın etkisinde kalan Uzun eve dönünce kendisine bir süper kahraman pelerini diker.

Pelerini giyip köy meydanına gelir. Onu gören köylüler gülmeye başlarlar. Uzun onları hiç dikkate almaz. Sırtında bir çuval taşıyan yaşlı amcaya yardım etmek ister. Amcanın çuvalını alıp sırtlar. O sırada ayağı bir taşa takılıp düşer. Amcada onun üzerine düşer. Herkes tekrar gülmeye başlar. Herkese yardım etmek isteyen Müthiş Uzun ormanda dolaşırken bir kuş görür. Onun yuvadan düşmüş olabileceğini düşünüp kuşu tekrar ağaçtaki yuvasına koyar. Kuşun annesi gelip kendisine saldırır. Tekrar köy meydanına gelir. Kara Vezir'in askerleri bir at arabası dolusu meyveyi vezirin sarayına taşırken, Uzun arabaya atlayıp bütün meyveleri köylülere dağıtır. Bunu gören Kara Vezir yakalayın şunu diye askerlerine emir verir. Askerleri atlatan Uzun kendisine bir kanat yapıp uçmaya başlar. Bakalım kimlerin yardıma ihtiyacı var diye bakınırken voleybol oynayan çocukları görür. İniş yapmak isterken birden yere çakılır. Sivri beğendin mi yaptığını deyince Uzun buna alınıp gider. Evine gidip yatağına yatar. Huysuz çok uğraşsa da onu kaldıramaz. Geçit saatini alıp gerçek dünyaya geçer. Balkız ve Keloğlan Uzun'un yanına gelip Huysuz'un geçit saatini aldığını söylerler.Üçü birden açılan geçitten Huysuz'un peşinden giderler. Tekrar aynı kütüphaneye gelmişlerdir.

Onu bulmak için ''Huysuz Ejderha'' kitabının olduğu yere giderler. Huysuz kuyu canavarını alıp öyle gelmiştir. Rafın tepesinde kuyu canavarının üzerine oturup beklemektedir. Canavar birden kükreyince üzerinden düşer. Onu Uzun yakalar. Bir kadın kitap almak için rafa uzanır. Karşısında kuyu canavarını görünce çığlık atar. Elindeki kitaplar Uzun ve Huysuz'un üzerine düşer. Keloğlan ve Balkız onlara yardım edip kitapları kaldırırlar. Uzun üzerindeki pelerini çıkarıp önemli olan pelerin değil arkadaşlıkmış der.

Keloğlan Uçurtma Şenliği Hikayesi

Keloğlan Uçurtma Şenliği Hikayesi

Keloğlan Uçurtma Şenliği
Keloğlan Uçurtma Şenliği
Keloğlan Uçurtma Şenliği - Keloğlan Masalları

Uzun gerçek dünyada bir parkta eğlenmektedir. Sırasıyla bütün oyuncaklara binip eğlenir. Bu sırada Keloğlan ve Huysuz her yerde onu aramaktadır. Parkın yanından geçerken bir anda Uzun'un sesini duyarlar. Uzun kaydırağın tepesindedir. Koşarak yanına giderler. O gün parkta uçurtma şenliği yapılmaktadır. Bütün gökyüzü uçurtma doludur. Uzun bir anda bir uçurtmanın kuyruğundan yakalar. Huysuz ve Keloğlan onu tutmak isteyince hepsi bir uçurtmanın kuyruğunda uçmaya başlarlar. Küçük kız uçurtmayı bırakınca gökyüzünde savrulmaya başlarlar. Bu sırada yağmur başlar. Keloğlan cebinden çıkardığı geçit saatini çalıştırıp kendi masal dünyalarına uçurtma ile birlikte geçerler. Uzun uçurtma kırıldığı için çok üzgündür. Canı yemek bile yemek istemez. 

Keloğlan ve Kara köy meydanında bilek güreşi yaparken Huysuz üzgün bir şekilde yanlarına gelir. Çocuklar sorun ne diye sorar. Huysuz Uzun dünden beri hiç bir şey yemiyor deyince çocuklar çok şaşırır. Hep birlikte eve gelip kendi gözleri ile görürler. Keloğlan onu nasıl neşelendirebileceğimi biliyorum der. Uzun üzgün üzgün evde otururken pencerede bir uçurtma görüp sevinerek dışarıya çıkar. Çocuklar Uzun ve Huysuz'la ormanda uçurtma uçururken Kara Vezir gelip ellerindeki uçurtmaları toplatır.  Bu köyde ve ormanda uçurtma uçurmayı yasaklıyorum der. Keloğlan Uçurtma yarışmasına var mısın? deyince Kara vezir önce sinirlenir sonra kabul eder. Askerlerinden siyah renkli bir uçurtma yapmalarını ister. 

Keloğlan ve Kara Vezir'in uçurtmaları gökyüzünde yerlerini alır. Balkız üçe kadar sayıp yarışmayı başlatır. İkisi de koşarak uçurtmalarını en yükseğe çıkarmaya çalışırlar. Keloğlan'ın uçurtması daha yükseğe çıkınca Kara Vezir askerlerine Keloğlan'ı yakalamaları emri verir. Bunun adil olmadığını düşünen arkadaşları bin bir numara ile askerlere engel olurlar. Askerler yorgunluktan bitap düşmüştür. Keloğlan Vezir'e uçurtmalar rüzgar gücü ile değil, rüzgara karşı uçtukları için yükselirler der. İyice sinirlenen Vezir Keloğlan'ın üzerine yürürken kendi uçurtması üzerine düşer. Huysuz onu kurtarmaya koşarken ayağı takılıp Vezir'in üzerine düşer. Keloğlan uçurtmasını Uzun'a verir. Uzun neşe içinde koşup uçurmaya başlar.

Keloğlan Yüzük Hikayesi

Pak ile Pırpır 4. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 4. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 4. Bölüm
Pak ile Pırpır 4. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Pırpır Pak’ın güne zinde uyanması için ona notalardan oluşan şarkısını söylemek istemiş. Pak ise güne bu şekilde uyandırılmaktan hiç hoşlanmamıştır. Pırpır hala devam etmektedir. leke ise kendine yeni bir karargah bulma çabasındadır. Yıkık dökük bir viranede çalışacağından çok mutludur. Bulunduğu viranede iki ayrı fare ile karşılaşacağından da habersizdir. Çünkü burası iki fareye aittir. Pak ise uç uçları yollamayı düşünür ve bunu Pırpır’a söyler etrafta çöp ve farklı olumsuz bir şeyler görürler ise Pırpır’a haber vermelerini ister. Leke Piti Piti ve Tikirik ile mecburen karşılaşır. Bundan hoşlanmamıştır, lakin Leke Piti Piti ve Tikirik’i kendine yardımcı olarak seçmiştir. Leke'ye göre her çöp bir avantajdır. Yerde gördüğü pili farelere bu da nedir? diye sorar kendine pil bulmalarını ve ne kadar çok olur ise olsun bu Leke'yi çok mutlu edecektir. Pırpır ise artık pillerin etrafa ne kadar çok zarar verdiğini söyler. Örneğin bir tane pilin topraktaki dört metre karelik bir alanda yetişen çiçek ve bitkilerin ömrünü çürüttüğünü anlatmakta. Atılan her pil çevredeki tahribatı düşünürsek olumsuz örnekler de bulunabiliriz. Mesela denize atılan bir pil deniz altında yaşayan canlıları zehirlemek ile kalmayıp onların ölmesine dahi sebeptir. Bu nedenle her pil atık pil kutusunda toplanmalıdır. Leke ise yardımcılarına pilleri toprak altına gömmelerini istemiş Piti Piti ve Tikirik'i bu görevi çamur suratlı Leke'den korktukları için yapmak zorunda hissederler. Leke ise dünyanın kirlenmesini istediği için Pak'ın onu durduramayacağını söyler. Pak ise ne olursa olsun bunu engellemelidir. Leke'nin tek istediği bütün dünyanın balçıkla kaplanmasını ve her an doğaya zarar vermenin bir başarı olduğunu vurgular. Doğadan canlılardan ve yeşil olan her şeyden nefret ettiğini bağırarak dile getirir. Piti Piti ve Tikirik Pırpır'ın onları uyarması ile pilleri topraktan geri toplayıp atık pil köyüne ulaştırmalarını rica eder. Fareler ise bunu yapmaktadır. Lütfen doğayı ve canlıları koruyalım.

Pak ile Pırpır 3. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 3. Bölüm Hikayesi

Pak ile Pırpır 3. Bölüm Hikayesi
Pak ile Pırpır 3. Bölüm
Pak ile Pırpır 3. Bölüm - Pak ile Pırpır Maceraları.

Pırpır'ın bugünkü işi çevreden ve doğadan çöp toplayarak güne başlamak. Leke uzun bir zamandır hiç görülmemekte acaba farklı planlar mı? yapmaktadır. Bunu düşünür Pak, etraftaki çöplerin toplanmaması dahilinde doğaya ve çevredeki her canlıya ne kadar zarar verdiğini bir düşünelim. Bir kaç örnek verebiliriz; çiğnediğimiz sakızların yere atıldığı zaman doğada bu sakız tam iki yıl içerisinde doğada çözüldüğünü biliyor musunuz? mesela doğaya atılan her şişenin ne kadar zarar verdiğini söylesem inanın şaşırırsınız. Evet dört yüz ila beş yüz yıl içerisinde kaybolduğunu bu biz canlılar ve doğa da yaşayan hayvanların nasıl bir tehlike de olduğunu bir düşünün. Leke de bundan çok mutlu olan bir arkadaş, fakat bu çöpler toprağa çok zehirli gazları bıraktığından topraktan aldığımız her besin bizi zehirlemekte. Yani çöp atmanın ne denli kötü bir alışkanlık olduğunu unutmayın bir de şunu okumalısınız bir plastik doğada tamı tamına beş bin yıl kaldığın da unutmamalıyız hatta bu çöpler etrafı o kadar etkiliyor ki toprakta oluşan gazlar daha sonra yetişecek olan bitki oluşumuna zarar vermekle kalmayıp bu sebepten ağaçlar büyüyemiyor. Belli bir süre sonra heyelan dahi oluşmakta hiç birimiz çevremize ve doğaya çöp atmamalıyız doğaya atılan her çöpün neler yaptığını beraber okuyoruz. Her çöpün geri dönüşüm kutusuna atıldığında bizlere faydalı olduğunu bu sebepten arkadaşlarımızı uyarmayı da unutmamalıyız. Pırpır etrafa biraz uç uç yollasak çok iyi olacak böylelikle Leke'den de haberimiz olur, Leke ise tüm verimsiz toprakların kaymasını istemekte ve bir heyelan oluşturmak için habire zıplamakta bu heyelana sebep olmaktadır. Bu nedenden dolayı boş olan ve belirlenmiş yerlere ağaç dikimi yapılmalıdır.

Pak ile Pırpır 2. Bölüm Hikayesi

Keloğlan Yüzük Hikayesi

Keloğlan Yüzük
Keloğlan Yüzük

Keloğlan Yüzük - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Kara ve Balkız gerçek dünyada bir parkta dolaşırken etrafta insanlar olduğu için bir çalının arkasına saklanırlar. Bu sırada oradan geçmekte olan genç bir adamın telefonu çalar. Genç adam telefonunu çıkarırken cebinden bir yüzük düşer. Sevdiği kıza sürpriz olarak aldığı yüzüğün düştüğünü fark etmeden yoluna devam eder. Yüzüğü bulan Keloğlan ve arkadaşları onu sahibine götürmeliyiz derler. Yüzüğü de alıp genç adamın peşinden giderken yolda Uzun ve Huysuz'la çarpışırlar. Yüzük bir anda Keloğlan'ın elinden fırlar. Altın yüzüğü gören Huysuz'un gözleri parlar. Keloğlan ondan önce yüzüğü alır. Huysuz siz altından ne anlarsınız onu bana verin der ve yüzüğü çekiştirmeye başlar. Keloğlan onu sahibine götüreceğiz der. Yüzüğü çekiştirirken yine ellerinden fırlar. Yuvarlanarak tam köprüden düşmek üzereyken Huysuz yakalar. Huysuz'u da Keloğlan tutar ve yüzüğü düşmekten kurtarırlar. Huysuz yüzüğü vermek istemez. Bari sahibini bulana kadar ben taşıyayım der. Keloğlan buna izin verir. Yüzüğün sahibini aramaktan yorulan çocuklar biraz dinlenmeye karar verirler. Yorgunluktan hepsi uyuya kalır. Uzun uyurken bir ses duyup uyanır. Ses yüzükten geliyordur. Yüzük bana sahip olursan istediğin her şeye sahip olursun der. Uzun bunun üzerine yüzüğü de alıp kaçar.

Huysuz uyanıp da yüzüğün olmadığını fark edince feryat figan bağırır. Keloğlan'ın yakasına yapışıp sen mi aldın yüzüğü der. keloğlan ben niye alayım en son sen taşıyordun der. Bu sırada Balkız uzakta bir tekneye binen Uzun'u görür. Elinde de yüzük vardır. Huysuz sabırsızlıkla gidip alalım yüzüğü der. Keloğlan acele etmeye gerek yok, burası bir göl Uzun dönüp dolaşıp yine buraya gelecektir der. Uzun tekneyle bir tur yaptıktan sonra geri döner. Huysuz, Keloğlan ve arkadaşları onu karşılarlar. Keloğlan ve Huysuz ona kızarlar. Uzun yüzüğü alıp kaçmaya çalışırken Huysuz ve Keloğlan üzerine atlarlar. Onlar boğuşurken Balkız yüzüğü alır.  Tekrar yüzüğün sahibini aramaya başlarlar. Karşıdan karşıya geçerken Huysuz yüzüğü kapıp kaykay ile geçen bir çocuğun kaykayına atlar. Diğerleri peşinden koşarlar. Kaykaydaki çocuk bir anda yere düşünce kaykay çok geçmeden durur. Keloğlan ve arkadaşları yanına gelip yüzüğü alırlar. Biraz ileride kara kara düşünen yüzüğün sahibini görürler. Keloğlan gizlice yaklaşıp yüzüğü adamın önüne koyar. Yüzüğünü gören adam sevinçle onu yerden alıp kız arkadaşına doğru sevinçle gider. Genç adam kız arkadaşı ile birlikte arabayla giderken Huysuz yüzüğü alabilmek için arabaya tırmanmıştır. Adam korkuyla silecekleri çalıştırır. Sileceklere takılan Huysuz arabanın birden durmasıyla uçup kendini bir çöp kovasında bulur.

Keloğlan Uzaylılar Hikayesi

Keloğlan Uzaylılar Hikayesi

Keloğlan Uzaylılar
Keloğlan Uzaylılar

Keloğlan Uzaylılar - Keloğlan Masalları

Keloğlan ve arkadaşları Bilgecan dedeyi aramak için en doğru yerin üniversite olduğunu düşünüp bir üniversiteye gelirler. Türlü türlü bilgileri içinde barındırdığı için kesin Bilgecan dede buradadır diye tahmin ederler. Bu sırada gökyüzünden küçük bir uzay mekiği iner. Onu Bilgecan dedenin mekiği zannedip yanına giderler. Gittiklerinde içi boştur. İçinde kimlerin olduğunu merak edip aramaya başlarlar. Sivri biraz ileride yeşil bir şeyler görüp peşinden gider. Bu şey küçük yeşil bir uzaylıdır. Uzaylı sürekli gülmektedir. Sivri önce ondan korkar. Uzaylı tabancasıyla Sivri'ye yeşil bir toz sıkar. Tozun etkisiyle Sivri katıla katıla gülmeye başlar. Keloğlan ve arkadaşları Sivri'nin yokluğunu fark ederler. Nereye gitti acaba diye bakınırken çalıların arkasında Sivri'nin gülme sesini duyarlar. Yanına gittiklerinde Sivri'nin yerlerde yuvarlanıp kahkahalarla güldüğünü görürler. Neyin var Sivri kalk Bilgecan dedeyi aramalıyız derler. Sivri gülmekten yürüyecek hali olmadığını söyler. Keloğlan biz gidelim onu sonra alırız der. Üniversitenin içinde Bilgecan dedeyi aramaya başlarlar. Bir öğrenci hocasına soru sorarken küçük uzaylı yanlarına gelip yeşil tozdan sıkar. Onlarda katıla katıla gülmeye başlarlar. Onları o halde gören Keloğlan ve arkadaşları bu işte bir tuhaflık var neden herkes gülüyor acaba derler.

Uzaylılar hakkında bir seminer hazırlayan iki öğrenci bütün afişleri okulun etrafına yapıştırıp sınıfta arkadaşlarını beklemeye başlarlar. Hiçkimse bu seminere ilgi göstermez ve gelmezler. Öğrenciler beklemekten sıkılırlar. Bu sırada iki küçük uzaylı yanlarına gelir. Şaşkınlıkla onları izlerken uzaylılar onlara da gülme tozundan sıkar. Çocuklar gülmeye başlarlar. Keloğlan ve arkadaşları onlarında güldüğünü görünce uzaylıları iki koldan aramaya başlarlar. Koridorda yürürken küçük uzaylı Kara ve Örgülü'nün karşısına çıkar. Uzaylı gülmekten yerlere yatar. Kara neye bu kadar gülüyorsun diye sorar. Bu sırada arkalarından gelen iki uzaylı Örgülü'ye de gülme tozu sıkar. Sesleri duyan Keloğlan ve Balkız Örgülü'yü yerde gülmekten kıvranırken bulurlar. Biraz ileride uzaylılar Kara'yı mekiğe bindirmeye çalışıyorlardır. Keloğlan gidip arkadaşını kurtarır. Tam ellerinden gülme silahlarını almaya çalışırken yukarıdan bir uzay mekiği gelir ve uzaylılar ışınlanıp giderler. Hepsi normal haline döner.

Keloğlan Küçük Uzaylı Hikayesi

Keloğlan Küçük Uzaylı Hikayesi

Keloğlan Küçük Uzaylı
Keloğlan Küçük Uzaylı

Keloğlan Küçük Uzaylı - Keloğlan Masalları

Keloğlan ve arkadaşları üniversite koridorlarında dolaşırken uzaylıların unuttuğu uzay mekiğini görürler. Keloğlan'ın aklına Bilgecan dedeyi o mekikle aramak gelir.Mekik çok küçük olduğu için Keloğlan, Kara ve Sivri binerler. Kızlar orada kalıp beklemeye karar verirler. Zorda olsa sıkışarak binip giderler. Gökyüzünde Bilgecan dedenin roketini görürler. Onu takip etmek isterler fakat mekiği nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için roketi gözden kaybederler. Bir süre sonra kendilerini uzay boşluğunda bulurlar. Orada yer çekimi olmadığı için kendilerini çok hafiflemiş hissederler. Mekik büyükçe bir uzay gemisinin içine girer. Bir anda karşılarında küçük yeşil uzaylıları görürler. Mekikten aşağıya inince nefes alamamaya başlarlar. Boğulmak üzereyken uzaylılar onlara uzay başlığı getirir. Keloğlan neden sürekli gülüp duruyorsunuz diye sorar. Uzaylı gülmek bizim iletişim aracımızdır der. Teknolojimiz sayesinde dünyada konuşulan bütün dilleri de bildiklerini söyler. Keloğlan bizden ne istiyorsunuz diye sorar. Uzaylı sizinle bir sorunumuz yok biz dünyada kaybolan çocuk uzaylıyı aramaya gittik siz oraya gelince de ondan aldığımız sinyaller kesildi der. Bunun üzerine Sivri gördüğü bir olayı anlatır. Biz masal aleminden gerçek dünyaya geçtiğimizde geçit saatini alıp yanlışlıkla çalıştırdım. Açılan geçit kapısından küçük uzaylının boyut değiştirip masal alemine geçtiğini söyler. Uzaylı bizi köyünüze götürür müsünüz? diye sorar. Keloğlan önce arkadaşlarımızı alalım öyle gideriz der.

Masal aleminde Uzun aç karnına ormanda dolaşırken kuzu çevirme yapan bir adam görür. Adam eğilip odun toplarken Uzun gidip eti yemek ister. Bu sırada küçük uzaylı ondan önce davranıp bütün eti bir güzel yer. Adam ayağa kalkıp etin olmadığını görünce Uzun yedi zannedip ona kızar. Bu kez Uzun gidip elma toplamak ister. Uzandığı elmalar tek tek ortadan kaybolur. Uzaylı onları da bir çırpıda yemiştir. Uzun bir anlam veremeyip ağaçtaki kovandan bal alır. Balı tam yemek üzereyken uzaylı onuda silip süpürür. Uzun onu fark edince sende kimsin diye sorar. Onu alıp Kara Vezir'e götürmeye karar  verir. Karşılığında yemek isteyecektir. kara Vezir harika bir sofrada yemek yerken Uzun gelir. Sana çok özel bir şey getirdim karşılığında bana yemek verir misin? der. Kara Vezir ne getirdiğini göster bakalım beğenirsem istediğin kadar yiyebilirsin der. Bunun üzerine Uzun elindeki torbayı açar fakat içinden uzaylı yerine  bir sürü taş çıkar. Kara Vezir sen benimle dalgamı geçiyorsun diye sinirlenir. Askerlerine söyleyip onu dışarıya attırır. Uzun ormanda yürürken düşünür. Onu ellerimle torbaya koydum nasıl olur da kaybolur, acaba açlıktan hayal mi? gördüm der. Küçük uzaylı birden sırtına atlar ve kaçar. Uzun onu kovalamaya başlar. Bu sırada bir uzay mekiğinin içinde Keloğlan ve arkadaşları uzaylılarla birlikte gelirler. Ellerindeki cihazla sinyal almaya başlarlar. Çok geçmeden ormanda birbirlerini kovalayan Uzun ve küçük uzaylıyı görürler. Uzun onlara alın şu küçük şeyi artık başımdan deyip kaçmaya başlar. Hepsi birlikte Uzun'un arkasından gülmeye başlarlar.

Keloğlan Örümcek Arkadaş Hikayesi

Keloğlan Örümcek Arkadaş Hikayesi

Keloğlan Örümcek Arkadaş
Keloğlan Örümcek Arkadaş


Keloğlan Örümcek Arkadaş - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Kara ve Balkız Bilgecan dedeyi aramak için yine gerçek dünyaya gelirler. Bu sefer yollarını kaybedip bir harabeye giderler. Kara ileride bir örümcek ağı görür. Yakından bakmak için yaklaşınca bir anda ağlara yapışır. Keloğlan ve Balkız gelip onu kurtarmaya çalışırlar fakat onlarda ağlara yapışır. Bu sırada yukarıdan kocaman bir örümcek üzerlerine doğru gelmeye başlar. Korkuyla çığlık atmaya başlarlar fakat kurtulmak için hiç çareleri yoktur. Kara yolun sonuna geldik arkadaşlar, sizin de başınızı belaya soktum özür dilerim der. Örümcek yanlarına gelir. Hepsi korkuyla beklerken, örümcek tek tek onları ağdan alıp yere koyer. Sizin burada ne işiniz var çocuklar der. Çocuklar şaşkınlıktan kalakalır. Bize kızmadınız mı? yani derler.

Örümcek neden kızayım yanlışlıkla takıldınız der. Hepsi derin bir nefes alıp örümcekten özür dilerler. Örümcek tekrar burada ne işiniz var deyince Keloğlan Bilgecan dedeyi ararken yolumuzu kaybettik der. Sen burada ne yapıyorsun bildiğim örümceklere pek benzemiyorsun der. Örümcek aslında bende buralara yabancıyım, yaşadığım ormanda bütün ağaçlar kesilince buraya gelmek zorunda kaldım ama burada çok sıkılıyorum der. Keloğlan bizim köyümüzde kocaman bir orman var eğer istersen seni oraya götürebiliriz der. örümcek buna çok sevinir. Keloğlan cebinden saati çıkarıp geçit kapısını açar. Hepsi bir köydeki ormana giderler. Örümcek orayı çok sever. Hemen ilk gördüğü ağaca tırmanır. Örümceği bütün arkadaşlarına tanıştırıp onu oyunlarına dahil ederler. Örümcek kızlarla birlikte ip atlar, Keloğlan'ın hamağını sallar, Sinek ve arkadaşlarına salıncak yapar. Kara Vezir birgün ormanda dolaşırken dev örümcek ağlarını görür. Bu kadar büyük ağları kim yapmış olabilir diye sorar. Asker Keloğlan'ın arkadaşı dev örümcek yaptı der. Hemen emir verip örümceği yakalamalarını söyler. Örümcek kızlarla ormanda oyun oynarken askerler üzerine bir ağ atıp onu yakalarlar. Balkız ve Örgülü hemen Keloğlan'a haber vermeye giderler.

Askerler örümceği vezirin şatosuna getirir. Kara Vezir demek o örümcek sensin köyün her tarafına ağ örmek için kimden izin aldın der. Örümcek biz sadece çocuklarla oyun oynuyorduk dese de Kara Vezir onu zindana attırır. Kızlar Keloğlan'a olanları anlatınca hepsi bir şatoya doğru koşarlar. Karşılarından Kara ve Sivri gelir. Olanları duyunca onlarda Keloğlan'la birlikte giderler. Kara Vezir zindanın kapısında örümceği konuşturmaya çalışırken bir anda üzerini küçük örümcekler sarmaya başlar. Korkuyla çırpınırken dev örümcek cebinden zindanın anahtarını alıp kapıyı açar ve çıkar. Kara Vezir'e kötü kötü bakar. Vezir korkuyla kendini zindana kapatır. Örümcek üzerine kapıyı kilitler. Örümcek koridorda kaçarken askerler görür ve onu bir odada sıkıştırırlar. Şatoya gizlice giren Keloğlan, Kara ve Sivri' de arkalarından gelir. Örümcek bir anda pencereden düşer. Çocuklar hayııır diye bağırırken örümcek ağlarının sayesinde kurtulur. çocuklar çok sevinir. Zindanda kilitli kalan vezirin etrafını örümcekler sarınca çıkarın beni buradan diye bağırmaya başlar.

Keloğlan Üzgün Ağaç Hikayesi

Keloğlan Üzgün Ağaç Hikayesi

Keloğlan Üzgün Ağaç
Keloğlan Üzgün Ağaç
Keloğlan Üzgün Ağaç - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Kara ve Balkız ormanda dolaşırken yakınlarında bir ağlama sesi duyarlar. Kimin ağladığını bulmak için yanlarındaki ağacın sağına soluna bakarlar ama kimseyi göremezler. Ses çok yakından geliyordur. Bir anda ağaç Keloğlan'ın dikkatini çeker. Yoksa ses ağaçtan mı? geliyor derken ağaç dile gelir. Siz beni duyabiliyor musunuz? der. Çocuklar birden çok korkarlar. Sonra Keloğlan sorar neden ağlıyorsun diye. Ağaç artık yaşlandım gençken üzerim meyve doluydu, yapraklarım yemyeşildi oysa şimdi kurumaya başladım der. Keloğlan seni geri yeşertmenin yolu var yaşlı ağaç der. Senin suya ihtiyacın var, biz sana bu konuda yardım edebiliriz der.

Balkız fakat dere çok uzakta suyu nasıl getireceğiz deyince Keloğlan suyu dev insanların dünyasından getireceğiz der. Ellerine kovaları alıp saati çalıştırırlar. Geçitten geçip gerçek dünyaya giderler. Gerçek dünyada bir ormana inerler. Keloğlan bu su ağaca ilaç gibi gelecektir der. Bu sırada orada dolaşan Uzun onları duyar. Hemen Huysuz'a haber vermeye gider. Keloğlan ve arkadaşları bir dere bulup kovalarını doldururlar. Sonra geçitten geçip ağacın yanına giderler. Ağaç sabırsızlıkla onları bekliyordur. Çocukları görünce çok sevinir. Keloğlan sana su getirdik der. Fakat kovalar boştur. Bu nasıl oldu diye düşünürken. Keloğlan geçitten geçerken dökülmüş olmalı der. Ağaç yeniden ağlamaya başlar. Balkız ağlama biz yeniden gider sana su getiririz der ve geçitten geçerler. Bu sırada Uzun ormanda Huysuz'u bulup ona Keloğlan ve arkadaşlarını konuşurken duydum. Bu ormandaki dere şifalı suymuş der. Ona inanan Huysuz bir plan yapar. Derenin önüne bir çit yapar. Çocuklardan suyun karşılığında altın almayı planlamaktadır. Dere kenarına gelen çocuklar çiti görünce şaşırırlar. Orada duran Uzun'a bu çiti niye çektin derler. Uzun onu Huysuz'un çektiğini su almak için kırk altın vermeleri gerektiğini söyler. Keloğlan onun saf olduğunu bildiği için elli altın olsun der. Uzun kırk diye diretir. Keloğlan altmış olsun der. Uzun kırk. Daha sonra Keloğlan o zaman bize beş altın borçlusun der. Uzun on altın der.

Keloğlan yirmi der, Uzun kırk. Keloğlan anlaştık bize kırk altın borçlusun deyince Uzun kabul eder. Nasıl dediğime geldiniz siz beni safmı zannettiniz deyince çocuklar gülmeye başlar. Keloğlan hadi altınımızı ver de gidelim der. Uzun bende altın yok gidip Huysuz'dan alayım der. Çocuklar kovalarını doldurup yeniden ağacın yanına dönerler. Su yine yok olmuştur. Ağaç ağlamaya başlayınca Keloğlan geçitten geçerken su buharlaşıyor. Bu yüzden suyu buz halinde bulup getirmeliyiz der. Bu sırada Uzun olanları Huysuz'a anlatır. Nasıl oldu anlamadım kırk altın isterken kırk altın borçlu çıktım der. Huysuz buna çok sinirlenir. Onlar aralarında tartışırken çocuklar adımopter ile geri gelirler. Huysuz size suyumu vermem diye bağırır. Keloğlan senin suyuna ihtiyacımız yok der ve giderler. Şehrin içinde buz aramaya başlarlar. Bir pastanede limonatanın yanında küçük buz parçaları görüp toplamaya başlarlar. Ağacın yanına dönüp suya dönüşen buzları ağacın dibine dökerler. Ağaç birden yeşermeye başlar. Ağaç çok mutlu olup çocuklara teşekkür eder.

Keloğlan Şıpsevdi Prenses Hikayesi

Şapkadaki Kedi Hapşırık Hikayesi

Şapkadaki Kedi Hapşırık

Şapkadaki Kedi Hapşırık - Şapkadaki Kedi Hikayeleri

Hazır ol yada olma geliyorum seni bulmaya ebeleyeceğim sonun da NİCK hapşu diyerek hapşırır. Ben sürekli hapşırdığım için beni ebeliyorsun. Bu Kedi Şapkada ki Kedi ip ucu bizim Lui hemen tedavi eder. Annenizden izin alın ve hapşırana çok yaşa demeyi unutmayın. Rüzgar eğlenceli ama değil mi hadi sür sür sür maceraya sür... Rüzgara binelim çıkalım gökyüzüne hadi sür sür maceraya sür... Şapkada ki Kedi ile çıkalım yola bu tuhaf hapşırığa son vermeye ne dersiniz? işte çamurlu göle geldik hey Lui duy beni nasılsın? iyiyim bir sorunun ip ucu için çalışıyorum senden yardım istemeye geldik. Önce neyin sebep olduğunu bulmamız lazım bu beyne bir mesaj gönderiyor onlarda diğer kulak, burun ve boğaz merkezine hapşırırken herkes gözlerini kapatır. Kimse gözlerini açamaz çocuklar küçülme düğmesine basar mısınız? acaba sağa mı, sola mı? girsek burası sıcak ve nemli bunlar burundaki kıllar olmalı. Bunlarda toz olmalı kıllar onları tutuyor. Merak etmeyin bir yere düştüler ve burası ağız Şapkadaki Kedi işin başına geçti bulur elbet şimdi hapşırtan şeyi. Bu bir sümük ve biz buraya yapıştık niçin yardıma Ş1 ve Ş2'yi çağırmıyoruz. Neyse Kedi kurtulmuştur. Onu buldular ve hiçbir yere gidemeyiz sümüğe saplandık çocuklar bu bir köpek tüyü kırpığın tüylerinden biri sizin burnunuza kaçmış olsa ne olurdu? Her insanı farklı şey hapşırtır. NİCK buraya gelince hiç hapşırmadın çiçek poleni bazılarına çok dokunur yine de hapşırmak çok iyidir.

Şapkadaki Kedi Çiftlik Macerası Hikayesi

Maysa ve Bulut Okul Zamanı Hikayesi

Maysa ve Bulut Okul Zamanı

Maysa ve Bulut Okul Zamanı - Maysa ve Bulut

Evet Öğretmen oğlum Yunus'un dediği gibi İLİM İLİM BİLMEK İLİM KENDİN BİLMEKTİR SEN KENDİNİ BİLMEZ İSEN İLİM NİCE OKUMAKTIR. Yaman Dede ise biz de tabiatın içinde yetiştirebildiğimiz kadar yetiştirdik çocukları. Öğretmen ise bundan eminim Dede der. Düzenli olarak artık okula gitmelerini istiyoruz. Maysa da okula gitmek ister hemen okuldan dönünce bize bildiğin her şeyi anlatırsın oldu mu Kızım? Bulut ise ben de anlatırım der. Öğretmen diğer kişilerden ve Yaman Dededen müsaade ister ve artık kalkmalıyım dedenin elini öper Güneş ana ise bu anne yoğurdudur. Bunu al afiyetle ye der ve Öğretmen obadan ayrılır. Çocukların hepsi bir aradadır ve yarın okula bu araba ile mi? gideceğiz Gül seri biraz tereddütte kalmıştır. Perçem sorar ne oldu kızım size kim yardım edecek? Biz okula gidersek Güneş Ana sen okula gitmelisin. Yıllar önce bu taşların bu ovaların bu dağların ve ırmakların varlığında insan ömrü dediğin ne ki? Eski zamanlarda ezelden beri insanları diri tutan çalışmaktır. Çok eskiden bir kız varmış, bu kız çok çalışkan imiş sabah kalkar ilk önce ahırı temizler, sağdığı sütün birazı ile yoğurt kalanı ile peynir yaparmış. Babası onları pazara götürüp satar, kız ise diğer vaktini halı tezgahında halı dokuyarak geçirirmiş. Kızcağız gün boyu çok yorulduğu için gece yatağına yatar yatmaz uyurmuş. Bu yüzden kız hiç rüya görmezmiş. Kız bir gün su bakracına dereden su doldurmak için gitmiş dereye eğildiğinde kendi yüzünü görmüş, fakat yüzü çok somurtkan imiş çokta yorgun tam suyu dolduracağı zaman elinden düşürmüş. Hayal balığı beni göremez ve de duyamazsın öyle taş gibi durma bana bir sinyal ver sinyali alınca sen denizci nedir bilir misin? Benim gibi dalgalar asi kardeşleri gemiler ise şefkatli anneleridir. Ufukta görünen karada hasretini çektiği yarenleridir. Denizden ayrılamazlar Beni herkes göremez beni hayalleri açık olanlar görür. Bana soru sor her şeyi sor İnsan hayatı o kadar renklidir ki farklı şeyleri keşfetme zamanıdır. Bırak bakracın orada kalsın sen eğlenmene bak onun için ki çocuklar okula gitmelisiniz.

Maysa ve Bulut Mektup Hikayesi

Maysa ve Bulut Mektup Hikayesi

Maysa ve Bulut Mektup

Maysa ve Bulut Mektup - Maysa ve Bulut

Maysa boncukları çok seviyor. Haydi çocuklar sizi geyikli mağarasına götüreyim. Bulut, Maysa ben de geleceğim der. Kınalı sen burada kalmalısın bizimle gelemezsin. Perçem halı tezgahında halı dokumakta obaya gelen misafir de onun yanındadır. Perçem sen de dokusana ben zaten anlamıyorum bari yünleri ziyan etmeyeyim. Boş ver bir sürü yünümüz var misafirlik de uzadı size yük oluyoruz artık, hep bizimle kalsanız ne iyi olur. Kirven çiçeği çok nadir bulunur şifalıdır. Maysa ben buldum işte der ama yanlış çiçeği bulmuştur ve bütün arkadaşları gülmüştür. O da nedir çok korkarlar duydukları sesten Bulut onun bir tavşan olduğunu anlar, neyse az kaldı geyikli mağaraya der. Yaman dede seni anlıyorum Hikmet'e yardım etmek istiyorsun, Maysa korkar ve bağırır çıkamıyorum beni çıkarın buradan, Bulut elimi tut Maysa der. çok karanlıktır, beni niye duymadınız çok korktum bir ayakkabı var Maysa'nın olduğunu zannederler lakin Maysa abla ben çok yoruldum beni kucağına alır mısın abla? Mesaj ne demek mektup gibi yani uzaktakine sesimizi ulaştıramayız, fakat mektup yazabiliriz haberleşmek için biz bugün geyikli mağarasına gittik bir ayakkabı bulduk içinde mektup vardı. Çocuklar kimseye söylemeyin tamam mı? Tamam derler. Sizin yaşınızda iken biz de giderdik geyikli mağarasına bizim için de aynı şeyler yapılırdı sizi çok iyi anlıyorum der Yaman Dede ve Devran.

Maysa ve Bulut Hafta Sonu Tatili Hikayesi

Keloğlan Şıpsevdi Prenses Hikayesi

Keloğlan Şıpsevdi Prenses

Keloğlan Şıpsevdi Prenses - Keloğlan Masalları

Bilgecan dede evinde uyurken hızlı hızlı kapı çalar. Kapıyı açtığında iyi giyimli genç bir kız görür. Kız içeriye girip kendini tanıtır. Padişahın kızı prenses Papatya olduğunu söyler. Biraz ukala olan prenses Bilgecan dededen yardım ister. Babasının kendisini tanımadığı bir prensle evlendirmek istediğini fakat hiç görmediği bir adamı nasıl sevebileceğini söyler. Bilgecan dede sihir kitabından bununla ilgili bir formül bulur. Adı şıpsevdi iksiridir. Bunun biraz tehlikeli olabileceğini söyler. İksiri içtikten sonra ilk gördüğü kişiye aşık olabileceğini söyler. Bu yüzden içtikten sonra ilk prensi görmesi gerektiğini söyler. Prenses iksiri hemen hazırlamasını ister. Keloğlan canı sıkkın bir şekilde dolaşırken Bilgecan dedeye gitmeye karar verir. Dedenin evinin önünde bir at görünce kara vezir içeride zanneder. Bir hızla içeri girer. Bu sırada Bilgecan dede iksiri hazırlamıştır. Kazanın başında duran prenses Keloğlan'ın içeriye girmesiyle korkup kazana düşer.

Bilgecan dede ve Keloğlan prensesi kazandan çıkarırlar. Prenses gözünü açtığında ilk Keloğlan'ı görüp onu prens zannedip aşık olur. Bilgecan dede yorgun olan prensesi yatağına yatırıp, Keloğlan'a onu bir an önce saraya götürüp gerçek prense aşık olmasını sağlamalıyız der. Yoksa padişahın elinden çekeceğimiz var der. Prensesi gözlerini bağlayıp saraya götürmeye ikna etmeye çalışırlar. Prenses buna karşı çıksa da gözlerini bağlayıp ata bindirirler. Bilgecan dede padişaha vermesi için Keloğlan'a bir mektup verir. Mektupta olan biteni anlatmıştır. Bu sırada Huysuz ağacın altında yatarken Uzun onu uyandırıp sıkıldığını oyun oynamak istediğini söyler. huysuz uyandırıldığı için çok sinirlenmiştir. Söylenmeye başlar. Uzun onun her söylediğini tekrar edip kendi çapında eğlenir. iyice sinirlenen Huysuz onu kovalamaya başlar. Ormanda birbirlerini kovalarken Keloğlan ve prensesi görürler. Kızın elleri ve gözü bağlı olduğu için Huysuz Keloğlan onu kaçırdı zannedip dalga geçer. Prensesin ukalalığı yüzünden sinirli olan Keloğlan iyice kızar. Kızın prenses olduğunu duyan Uzun ve Huysuz şok olurlar. Keloğlan'ın prensesi kaçırdığını zannedip onu alıp padişaha götürürlerse padişahta kendilerini altına boğar diye düşünürler.

Uzun atın arkasından yaklaşıp prensesi alıp kaçar. Keloğlan Karakaçanla onu kovalayıp üzerine atlar. Yere düşen prensesin gözündeki mendil açılır. Karşısında Uzun'u görünce onu prens zannedip aşık olur. Keloğlan prensese asıl prensin sarayda olduğunu kendisini oraya götüreceğini söyler. Prenses asıl prensin Uzun olduğunu hiç bir yere gitmeyeceğini söyler. Uzun bunları duyunca iyice havaya girer. Prensesin şımarıklığı karşısında iyice sinirlenen Keloğlan onu zorla eşeğin arkasına atıp kaçırır. Uzun peşinden koşsa da yetişemez. Padişah sarayda üzgün bir şekilde kızını beklemektedir. Asker gelip prensesin bahçede olduğunu söyler. Padişah bahçeye çıktığında prensesin elleri bağlı olduğunu görür. Keloğlan'a bunun sebebini sorar. Keloğlan mektubu padişaha verir. Padişah mektubu okuyunca olayın aslını anlar. Hemen kızının evleneceği prensi çağırır. Prens de Keloğlan gibi keldir. Prenses onu görünce hemen aşık olur. Padişah ve Keloğlan olay tatlıya bağlanınca çok mutlu olurlar.

Keloğlan Kayıp Bebek Hikayesi

Keloğlan Kayıp Bebek Hikayesi

Keloğlan Kayıp Bebek

Keloğlan Kayıp Bebek - Keloğlan Masalları

Keloğlan ve arkadaşları derede balık tutarken suyun üzerinde sürüklenen bir sepet görürler. Olta ile sepeti yakalayıp kıyıya çekerler. Keloğlan sepetin üzerindeki örtüyü kaldırdığında içinden bir bebek çıkar. Bebek bir anda ağlamaya başlar. Bebeğin ağlaması ile dere bir anda kabarır. Sepet yeniden sürüklenmeye başlar. Keloğlan ve Sivri dereye atlayıp bebeği tekrar kurtarırlar. Bu bebeğin kim olduğunu merak ederler. Annesi ve babasını bulabilmek için önce Bilgecan dedeye gitmeye karar verirler. Uzun ve Huysuz yine açlıktan birbirlerini yemektedirler. Aralarında sürekli yemek tartışması yaşarlar. O sırada oradan geçmekte olan Keloğlan ve arkadaşlarının elindeki sepetin içinde yemek olduğunu düşünüp almak isterler. Ağacın arkasından Huysuz imdaaat diye bağırır.

Keloğlan birinin başı dertte gidip bakalım der. Örgülü'yü bebekle bırakıp sesin geldiği tarafa giderler. Onlar ayrılınca Uzun ve Huysuz bebeği alıp kaçarlar. Yemek bulduk diye sevinerek sepetin örtüsünü kaldırdıklarında bebeği görüp şaşırırlar. Bebek bir anda ağlamaya başlar. Bu bebeğin özel güçleri vardır. Ağlamasıyla birlikte bir anda hava bozup dolu yağmaya başlar. uzun bebeği kucağına alıp ninni söyler. Bebek uyuyunca hava eski haline döner. Huysuz bebeği burada bırakıp kaçalım dese de Uzun bunu kabul etmez Onu Bilgecan dedeye götürmek ister. Huysuz çaresiz bunu kabul eder. Yolda giderken bebek tekrar ağlamaya başlayınca hava yeniden bozar.

Çocuklar Bilgecan dedenin evinde ona olan biteni anlatırlar. Bilgecan dede havanın sürekli değişmesine bir anlam veremez. Bu sırada Huysuz ve Uzun bebeği kapıya bırakıp kaçarlar. Bebeğin sesini duyan Balkız onu içeriye alır. Bilgecan dede bebeğin büyülü güçlere sahip olduğunu ağlar. Burada kalırsa her ağlamasında ekinler zarar görür, onun ailesini bulmalıyız der. Keloğlan'dan adımhopter ile dere yatağının civarına bakmasını ister. Keloğlan ve Örgülü bebeği de alıp adımhopter ile havalanırlar. Adımhopterin kenarına konan bir kuştan korkan bebek yeniden ağlamaya başlar. hava yeniden bozup fırtına çıkar. Keloğlan iniş yapacak bir yer ararken aşağıda bir ev görüp oraya iner. Üç tane köylü sinirle yanlarına gelip bebeği de alıp gitmelerini söyler. Bebeği dört gün önce tepenin yamacında bulduklarını, o bebek yüzünden bütün köyün yerle bir olduğunu evlerin ya depremden ya da selden yıkıldığını söylerler. Onlarda belki ailesi bulur diye dereye bıraktıklarını anlatırlar. Keloğlan tepenin yamacına bakmaya karar verir.

Bu sırada bebek o kadar kuvvetli ağlar ki bir anda deprem olmaya başlar.Keloğlan bebeği uyutmak için adımhopterden bir çarşaf getirirken ayağı takılıp düşer. Onun sakarlığı bebeğin hoşuna gider ve susar. Derin bir uykuya dalar. keloğlan ve Örgülü adımhoptere binip havalanırlar. tepenin yamacına inip bebeğin ailesini aramaya başlarlar. Bu sırada pelerinli bir kız bebeği bırakaıp gidin diye bağırır. keloğlan onu bırakmayız deyince kız vahşi hayvanlarını onların üzerine salar. Keloğlan hayvanları atlatıp Örgülü'nün yanına gelir. Pelerinini açan kız ağlamaya başlar. Keloğlan kim olduğunu sorduğunda bebeğin ablası olduğunu söyler. Onların bebeği kaçırdığını zannetmiştir. Keloğlan'da biz zaten bebeğin ailesini arıyorduk der. Kız kendini tanıtır. Kendilerinin orman perileri olduğunu anne ve babasının bir süreliğine uzaklaşıp bebeği kendisine emanet ettiğini anlatır. Kendisi de bebeği kaybettiğini söyler. Keloğlan ve Örgülü bebeği ailesine kavuşturmanın mutluluğunu yaşar.

Keloğlan Denizler Altında Hikayesi

Keloğlan Denizler Altında Hikayesi

Keloğlan Denizler Altında

Keloğlan Denizler Altında - Keloğlan Masalları

Kara vezir kötülükler kraliçesinin emri üzerine denizin altındaki batığın yerini tespit eder. Batığın içindeki defineyi bulmak için Uzun ve Huysuz'u görevlendirir. İki haydut dalış kıyafetlerini giyip batığa doğru ilerlerler. Bu sırada Keloğlan ve Sivri Bilgecan dedenin çağırması üzerine deniz kenarında onu beklemektedir. Bilgecan dede kendi yaptığı deniz altı ile çocukların yanına gelir. Onları da içeriye davet edip denizin altında bir geziye çıkarır. Denizin altını hayran haryan seyrederken bir anda bir köpek balığı saldırır. Neyse ki çok geçmeden bu tehlikeyi atlatırlar. Yollarına devam edip Bilgecan dedenin bahsettiği deniz altındaki mağaranın girişini bulurlar. Bu sırada batığa ulaşan Uzun ve Huysuz geminin içinde vezirin istediği yüzüğü aramaya başlarlar.

Huysuz en sonunda yüzüğü bulur fakat onuda bir balık yutar. Balığı kovalamaya başlar. Balık tam kapıdan çıkarken Uzun kapıyı kapatır. Huysuz balığı yakalar fakat hortumu kapıya sıkışmıştır bir anda havasız kalıp boğulma tehlikesi yaşar. Uzun bir süre sonra kapıyı açınca tekrar hava gelir ve rahatlar. Uzun'a epey bir kızar. Bilgecan dede ve çocuklar mağaranın içinde yüzeye çıkarlar. Köpek balığının saldırısında denizaltı hasar almıştır. Bilgecan dede onu tamir etmeye çalışırken Keloğlan ve Sivri'de mağarada keşfe çıkmaya hazırlanırlar. Bu sırada yanlarına iki tane su perisi gelir. Onlara iki tane hırsızın batığın içindeki element yüzüğünü çaldığını, eğer bu yüzüğün kötü niyetli kişilerin eline geçerse dört elemente hükmedip kendilerini yok edebileceğini anlatırlar. Bilgecan dede bu yüzüğü Kötülükler kraliçesinin istediğini hemen anlar. Eğer onu ele geçirirse yüzyıllar önce hapsedildiği diyardan kurtulup serbest kalabileceğini söyler.

Uzun ve Huysuz yüzüğü Kara vezire ulaştırıp onunla birlikte mağaralara gelmişlerdir bile. Mağarada kötülükler kraliçesinin hizmetkarları yüzüğü beklemektedirler. Keloğlan ve Sivri su perilerinin gösterdiği yoldan gidip vezir ve hizmetkarların buluşacağı yere ulaşırlar. Uzaktan onları izlemeye başlarlar. Vezir yüzüğü vermekte tereddüt eder. Önce kendi parmağına takıp ne işe yaradığına bakar. Bir anda yüzük gücünü gösterip onu bir su küresinin içine hapseder. Yüzüğü parmağından çıkarınca yere düşer, yüzük te parmağından düşer. Keloğlan koşup yüzüğü kapar. Sivri ile birlikte kaçmaya başlarlar. Kraliçenin hizmetkarları onları kovalamaya başlar. Bilgecan dede denizaltını tamir etmiş çocukları bekliyordur. Hızlıca deniz altına binip oradan kurtulurlar. Mağaradan çıkıp su yüzüne çıkarlar. Bilgecan dede yüzüğü alarak yeni bir düşman edindiklerini söyler.

Keloğlan Kuyu Canavarı Hikayesi

Keloğlan Kuyu Canavarı Hikayesi

Keloğlan Kuyu Canavarı

Keloğlan Kuyu Canavarı - Keloğlan Masalları

Bütün köy ahalisi köy meydanında toplanıp hep bir ağızdan Bilgecan dedeye dert yanarlar. Her gece köye inip ne bulursa yiyen ve çok kötü kokan bir canavarın varlığından hepsi şikayetçidir. Bilgecan dede köylülere bu geceden itibaren gruplar halinde devriye gezmeyi önerir. Keloğlan, Kara ve Sivri uzaktan onları dinlerler. Onlarda devriyeye katılmak istediklerini söyler. Köylüler bu işin çocuklar için tehlikeli olabileceğini söyleseler de Keloğlan ve arkadaşları ısrar eder. Bunun üzerine Bilgecan dede onlara gece çatıda nöbet tutup tehlike anında devriye gezen gruba haber vermeleri görevini verir. Gece olduğunda köy ahalisi grup grup mahallelere dağılırken Keloğlan ve arkadaşları da çatılarda yerlerini alırlar. Bu sırada Uzun ve Huysuz köylülerin canavarı yakalamak için sokaklara bıraktığı turp çuvallarını alıp gideler. Yolda Uzun dayanamayıp turplardan yer.

Turplar midesinde gaz yapınca azından kötü kokular çıkar. Bu koku Huysuz'u rahatsız edince sinirlenir. Çatıda oturmaktan sıkılan Keloğlan ve Kara aşağıya inerler. Biraz korksalar da sokaklarda canavarı aramaya başlarlar. Bu sırada bir kükreme duyarlar. Sesin geldiği yöne korkarak giderler. Canavar sokağa bırakılan turplardan yiyip kükremektedir. Turplar onunda miğdesini rahatsız etmiş ,etrafa inanılmaz kötü bir koku salmıştır. Uzun yediği turpların etkisiyle kıvranmaya başlamıştır. Sokakta bulduğu megafon elindeyken bir anda midesinden bir gaz sesi gelir. Megafondan bütün köylüler bu sesi duyup canavar zannedip o tarafa doğru koşarlar. Keloğlan ve Kara fıçıların arkasından gerçek canavarı gözetlerken çatıdan Sivri onlara seslenir. Canavar bir anda çocukları fark edip kovalamaya başlar. Çocuklar iki kola ayrılınca canavar Kara'yı kovalamaya başlar. Keloğlan'da Bilgecan dedeye haber vermeye gider. Köylüler Uzun ve Huysuzu hırsızlık yaparken basarlar. Tam onları yakalayacakken Sivri gelip canavarın Kara'yı kovaladığını köy meydanına doğru gittiklerini söyler. Köylüler meydanda önünü kesmek için koşarak giderler. Keloğlan Bilgecan dedenin evine gelir. Evin önünde uyuklayan dedeyi uyandırıp canavarın Kara'yı kovaladığını aynı zamanda mide sancısı çektiğini söyler. Bilgecan dede canavarın midesi için zencefil lokumu verir.

Midesi rahatlayınca insanlara zarar vermez der. Bu sırada serbest kalan Uzun ve Huysuz kaçarken Çirkin Cadı ile karşılaşırlar. Cadı onlara canavarın aslında zararsız olduğunu, köye de mide ağrısı yüzünden zencefil kökü aramaya geldiğini söyler. Elindeki zencefil kökünü canavara yedirmeleri için onları görevlendirir. Kara canavardan kaçarken yüksek bir sandığın üzerine çıkıp yardım beklemeye başlar. Köy ahalisi de meydana gelir. Canavarı yakalamak için cadı bir büyü yapıp herkesi geçici olarak kör eder. Canavarında gözleri kör olunca Huysuz elindeki zencefili koklatarak onu kafese doğru çeker ve kapağı kapatır. Onları kenardan izleyen Keloğlan kafesin üzerinde olduğu at arabasına gizlice binip canavarı oradan kaçırır. Köylülerin üzerindeki büyü geçince hepsinin gözleri açılır. Ortada kalan Cadı Huysuz ve Uzun'u yakalarlar. Keloğlan canavarı ormana götürür. Ona rahatlaması için zencefili yedirip kafesi açar. Canavar ona gözleri ile teşekkür edip oradan uzaklaşır.

Keloğlan Devler Ülkesi Hikayesi