Keloğlan Üzgün Ağaç Hikayesi

Keloğlan Üzgün Ağaç Hikayesi

Reklam

Keloğlan Üzgün Ağaç
Keloğlan Üzgün Ağaç
Keloğlan Üzgün Ağaç - Keloğlan Masalları

Keloğlan, Kara ve Balkız ormanda dolaşırken yakınlarında bir ağlama sesi duyarlar. Kimin ağladığını bulmak için yanlarındaki ağacın sağına soluna bakarlar ama kimseyi göremezler. Ses çok yakından geliyordur. Bir anda ağaç Keloğlan'ın dikkatini çeker. Yoksa ses ağaçtan mı? geliyor derken ağaç dile gelir. Siz beni duyabiliyor musunuz? der. Çocuklar birden çok korkarlar. Sonra Keloğlan sorar neden ağlıyorsun diye. Ağaç artık yaşlandım gençken üzerim meyve doluydu, yapraklarım yemyeşildi oysa şimdi kurumaya başladım der. Keloğlan seni geri yeşertmenin yolu var yaşlı ağaç der. Senin suya ihtiyacın var, biz sana bu konuda yardım edebiliriz der.

Balkız fakat dere çok uzakta suyu nasıl getireceğiz deyince Keloğlan suyu dev insanların dünyasından getireceğiz der. Ellerine kovaları alıp saati çalıştırırlar. Geçitten geçip gerçek dünyaya giderler. Gerçek dünyada bir ormana inerler. Keloğlan bu su ağaca ilaç gibi gelecektir der. Bu sırada orada dolaşan Uzun onları duyar. Hemen Huysuz'a haber vermeye gider. Keloğlan ve arkadaşları bir dere bulup kovalarını doldururlar. Sonra geçitten geçip ağacın yanına giderler. Ağaç sabırsızlıkla onları bekliyordur. Çocukları görünce çok sevinir. Keloğlan sana su getirdik der. Fakat kovalar boştur. Bu nasıl oldu diye düşünürken. Keloğlan geçitten geçerken dökülmüş olmalı der. Ağaç yeniden ağlamaya başlar. Balkız ağlama biz yeniden gider sana su getiririz der ve geçitten geçerler. Bu sırada Uzun ormanda Huysuz'u bulup ona Keloğlan ve arkadaşlarını konuşurken duydum. Bu ormandaki dere şifalı suymuş der. Ona inanan Huysuz bir plan yapar. Derenin önüne bir çit yapar. Çocuklardan suyun karşılığında altın almayı planlamaktadır. Dere kenarına gelen çocuklar çiti görünce şaşırırlar. Orada duran Uzun'a bu çiti niye çektin derler. Uzun onu Huysuz'un çektiğini su almak için kırk altın vermeleri gerektiğini söyler. Keloğlan onun saf olduğunu bildiği için elli altın olsun der. Uzun kırk diye diretir. Keloğlan altmış olsun der. Uzun kırk. Daha sonra Keloğlan o zaman bize beş altın borçlusun der. Uzun on altın der.

Keloğlan yirmi der, Uzun kırk. Keloğlan anlaştık bize kırk altın borçlusun deyince Uzun kabul eder. Nasıl dediğime geldiniz siz beni safmı zannettiniz deyince çocuklar gülmeye başlar. Keloğlan hadi altınımızı ver de gidelim der. Uzun bende altın yok gidip Huysuz'dan alayım der. Çocuklar kovalarını doldurup yeniden ağacın yanına dönerler. Su yine yok olmuştur. Ağaç ağlamaya başlayınca Keloğlan geçitten geçerken su buharlaşıyor. Bu yüzden suyu buz halinde bulup getirmeliyiz der. Bu sırada Uzun olanları Huysuz'a anlatır. Nasıl oldu anlamadım kırk altın isterken kırk altın borçlu çıktım der. Huysuz buna çok sinirlenir. Onlar aralarında tartışırken çocuklar adımopter ile geri gelirler. Huysuz size suyumu vermem diye bağırır. Keloğlan senin suyuna ihtiyacımız yok der ve giderler. Şehrin içinde buz aramaya başlarlar. Bir pastanede limonatanın yanında küçük buz parçaları görüp toplamaya başlarlar. Ağacın yanına dönüp suya dönüşen buzları ağacın dibine dökerler. Ağaç birden yeşermeye başlar. Ağaç çok mutlu olup çocuklara teşekkür eder.

Keloğlan Şıpsevdi Prenses Hikayesi

Hiç yorum yok: