Reklam

Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme

Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme
Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme
Maşa hayvan dostları ile birlikte ormanda hokey oynamaktadır. Kaybettiğini anlayınca kızıp bir kütüğün üzerine oturup somurtmaya başlar. Sahada tek kalan tavşan sürekli gol atıp kazanır. En sonunda disk çalıların arkasına kaçar. Maşa onu getirmek için peşinden gider. Çalıları araladığında ağaca yaslanmış kocaman bir süpürge görür. Tam da aradığım şey diye düşünüp alır. Maşa elinde süpürge ile gelip tavşana korktun mu yoksa diye göz dağı verir. Daha sonra sahada ne var ne yok süpürerek diski kaleye atmaya başlar. Süpürge sayesinde peş peşe sayılar alır. En sonunda maçı kazanır. Şimdi ne yapabilirim diye düşünürken aklına Koca Ayıya gitmek gelir. Süpürgenin üzerine binip hadi beni Koca Ayının evine götür der. Süpürge bir anda havalanıp çok hızlı uçmaya başlar. Maşa korkmaya başlayınca süpürgeye dur ve daha yavaş uç diye komut verir. Bu sefer süpürge daha yavaş bir şekilde uçmaya başlar. Süpürgenin üzerinde eğlenerek Koca Ayının evine gelir. Pencereden uyuyan Koca Ayıya dokunup saklanır. İyice sinirlenen Koca Ayı Maşa'yı süpürgesinden yakalar. Süpürge uçmaya başlayınca ucunda savrulup durur. En sonunda eli kayınca aşağıya doğru düşmeye başlar. Arkadaşının tehlikede olduğunu gören Maşa süpürgeyle uçup onu düşmeden yakalar. Tekrar bahçede Maşa'yı kovalamaya başlar. İyice yorulan Koca Ayı içeriye gidip çay içmek ister. tam çayını yudumlarken Maşa arkadan süpürge ile vurup ben de çay istiyorum der. iyice sinirlenen Koca Ayı onu yeniden kovalamaya başlar. Bu sırada evin her yeri darma dağın olmuştur. Koca Ayı bir kitaplığın üzerine düşer. Bu sırada kafasına düşen bir kitapta cadı süpürgesi hakkında bir yazı görür. Süpürgeyle uçan herkesin çirkin bir cadıya dönüştüğünü okuyup Maşa'ya söyler. Maşa koca burunlu bir cadıya dönüşmekten korkup süpürgeden iner. Fakat süpürge Maşa'yı bir türlü bırakmaz her seferinde tekrar üzerine alır. Maşa süpürgeden kurtulmak için Koca Ayıdan yardım ister fakat ayı kendisini sinirlendirdiği için ona yardım etmek istemez. Bu sırada gök yüzünde uçmakta olan bir süpürge sürüsü görürler. Maşa'nın süpürgesi de onlara katılıp gidince Maşa kurtulur. Maşa bir daha uçmak yok deyince Koca Ayı mutlu olur.

Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır

Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır
Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır
Koca Ayı evinin önünde bahçesini sularken oradan geçmekte olan dişi ayıyı görür. Hemen içeriye gidip gitarını getirir. Çalmaya başlayınca dişi ayı önce mest olup dinler daha sonra arkasını dönüp gider. Koca Ayı üzgün bir şekilde arkasından baka kalır. onun üzgün olduğunu gören Maşa peşinden içeriye gelir. Koca Ayı üzüntüsünden ne bulsa yemeye başlar. Gidişatın iyi olmadığını gören Maşa kolları sıvar. Gitarın bozuk olduğunu düşünen Maşa kilerden alet edevat getirir. Bu sırada Koca Ayı koltuğun üzerinde duran gitarın üzerine oturup kırar. Maşa gitarı alıp işe koyulur. 

Koca Ayı koltukta oturup ha bire bir şeyler yerken Maşa seri bir şekilde çalışıp işini bitirir. Eski gitarı yep yeni bir elektro gitara çevirip, kendisine de bir kıyafet diker. Koca Ayının karşısına çıkıp bu iş böyle yapılır der. Gitarı çalmaya başlayınca Koca Ayı onu kapının önüne koyar. Maşa ormana gidip gitar çalmaya devam eder. Gitarından öyle tiz bir ses çıkıyordur ki ormandaki bütün hayvanlar onu kovalarlar. En sonunda ormanda bulduğu bir kameraya kendini kaydedip onu heyecanla Koca Ayıya getirip izletir. Ormandaki diğer hayvanlar da enstrümanları ile kendisine eşlik etmiştir. Koca Ayının neşesi yerine gelmiştir artık. Akşam olunca bahçeye bir sahne kurup birlikte çalmaya başlarlar. Oradan geçmekte olan dişi ayı onları görüp dinlemeye başlar. Yine başta çok beğenerek dinler fakat sonra Koca Ayı coşup farklı bir tarzda çalınca dişi ayı tekrar çekip gider. Maşa kendi kendine bu Koca Ayıya yeni bir şeyler öğretmek çok zor der.

Niloya Yumurta Hikayesi

Niloya Yumurta Hikayesi
Niloya Yumurta Hikayesi
Niloya sabah ailesi ile birlikte kahvaltı yaparken annesi kümesten gelip bugün tavuğun çok huysuz olduğunu yumurtasını vermemek için üzerine atladığını söyler. Niloya sen merak etme anneciğim ben gidip yumurtaları toplarım deyip yerinden fırlar. Ağabeyi de peşinden gider. Niloya usul usul kümese girer. Sarı kanatın orada olmadığını görünce rahat bir nefes alıp yumurtaları toplamaya başlar. Tam bu sırada Sari Kanat arkasından gelip onu gagalar. Niloya onu önce arkasından gelen ağabeyi zanneder. Arkasını döndüğünde Sarı Kanat'la karşılaşınca bir anda korkup kaçmaya başlar. Ağabeyi onu dışarıda beklemektedir. Hadi vazgeçelim bugün yumurta yemesek de olur der fakat Niloya'nın vazgeçmeye niyeti yoktur. Bir plan yapıp ağabeyinden yardım ister. Onlar hazırlıklarını yapa dursun Nioya bir şarkı söylemeye başlar.

Yumurtalar olunca hemen seslenir bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak
Yanına gelince hiç yumurta vermez bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak
Her sabah kahvaltıda yumurta pişirir yeriz
Doyum olmaz tadına her türlüsünü severiz
Yumurtalar olunca hemen seslenir bize
Yanına gelince hiç yumurta vermez bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, huysuz tavuk ne olacak
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak

Niloya ve ağabeyi Tosbik'in üzerine tavuk tüğleri yapıştırıp onu tavuğa benzetirler. Tosbik'i kümesi önüne koyup ağabeyi arkadan tavuk gibi gıdaklamaya başlar. Sarı kanat Tosbik'i önce tavuk zannedip dışarıya çıkar. Sonra da onun tavuk olmadığını anlayıp bahçede kovalamaya başlar. Fırsattan istifade Niloya kümese girip yumurtaları toplar. Evi getirdikleri yumurtaları annesi pişirip afiyetle yerler. Babası yumurtaları nasıl aldınız diye sorunca Niloya onlara yaptıkları planı anlatıp çok eğlenirler.

Niloya Zambak Hikayesi

Niloya Zambak Hikayesi

Niloya Zambak Hikayesi
Niloya Zambak Hikayesi
Niloya'nın annesi ve babaannesi güneşli bir bahar gününde bahçeye birbirinden güzel mis kokulu çiçekler dikerken, Niloya ve ağabeyi etrafta oyun oynamaktadır. Babaannesi zambakları çok sevdiğini dermanı olsa ormandan biraz zambak toplayıp bahçeye dikmek istediğini söyler. Konuşulanlara kulak misafiri olan Niloya hemen atlayıp isterseniz ormandan zambak toplayabilirim der. Ağabeyi ile birlikte annesinden izin alırlar. Bu sırada arkadaşı Mete'de gelir. Niloya onu da çağırır. Tam giderken dedesi kucağında bir keçi ile gelir. Niloya ormana zambak toplamaya gideceklerini söyleyince dedesi keçiyi de götürün o da orada karnını doyurur. der. Niloya yine hayal alemine dalıp bir şarkı söyler.

Gül, lale, menekşe mis gibi kokar bahçelerde
Papatya ve zambak arılar yuva yapacak
Çiçekler ne kadar güzel ne kadar hoş masal gibi
Hepsi bir başka kokar, hepsi rengarenk açar
Süslerler dünyamızı
Çiçekler ne kadar güzel ne kadar hoş masal gibi
Hepsi bir başka kokar, hepsi rengarenk açar
Süslerler dünyamızı

Bu sırada üç kafadar ve keçi ormana gelimiştir. Keçi ilk gördüğü laleleri yemeye başlar. Niloya onu çekip çimenleri yiyebilirsin, çiçekleri değil der. Keçi yönünü değiştirip az ilerideki çalıların arkasına kaçar. Oradan bir takım sesler gelince Mete korkup gidelim diye tutturur. Niloya keçiyi aldıktan sonra gidebiliriz der ve bütün cesaretini toplayıp çalıların arasından kaybolur. Ağabeyi ve Mete korkarak arkasından bakakalırlar. Niloya çalıların arkasına geçtiğinde keçinin yanında bir sürü zambak görür. Zambakları buldum diye diğerlerine seslenir. Hepsi birlikte zambakları toplayıp eve götürürler. Babaanne mis gibi kokan zambakları bahçeye dikip çocuklara teşekkür eder. Sevimli keçi etrafta koşturup zambakları yemek ister. Niloya sakın onlara dokunma diye peşinden koşarken ayağı taşa takılıp düşer. Keçi yanına gelip yüzünü yalayınca herkes mutlulukla gülmeye başlar.

Niloya Paten Hikayesi

Niloya Paten Hikayesi

Niloya Paten Hikayesi
Niloya Paten Hikayesi
Niloya arkadaşı ve ağabeyi okul bahçesinde paten kayarken kenardan onları izlemektedir. Onun köşede tek başına seyrettiğini gören ağabeyi yanına gelip sende bizimle kay der. Niloya bunu nazik bir şekilde reddeder. Daha sonra arkadaşı da gelip ısrar eder. Niloya tekrar kaymayı reddedince arkadaşı gülerek korkuyor musun? yoksa der. Niloya biraz kızarak korkmadığını söyler fakat kaymayı bilmediği için gerçekte biraz korkmaktadır. Israrlara dayanamayınca ayağa kalkıp kaymayı dener. İlk denemesinde dengesini kaybedip yere düşer. Ağabeyi ve arkadaşı yanına gelip kaldırmak isterler. Niloya kendi kendine kalkıp tekrar kaplumbağa Tosbik'in yanına oturup hayal kurmaya başlar. Hayalinde Tosbik'le birlikte başarılı bir şekilde paten kaymaktadır. Bu sırada bir de şarkı söyler.

Patenini tak ayağına, arkadaşını al yanına
Önlemini al düşersen üzülme
Öyle hemen koşmaya çalışma
İleriye bak ufak adımlar at
Koşmaya başla artık yavaş yavaş
Durma durma paten var ayağında
Durma durma yollar arkadaş sana
Durma durma paten var ayağında
Durma durma rüzgar arkadaş sana

Niloya hayalinden uyanınca cesaretini toplayıp kaymayı dener. Ufak adımlarla ilerlemeye başlar. Arkadaşları tahtadan yaptıkları kaydıraktan atlamaktadır. Niloya'ya da atlamasını söylese de Niloya tehlikeli gördüğü için oradan atlamak istemez. Daha sonra paten alanına bisikletleri ile giren iki çocuk tahta kaydıraktan atlamak üzereyken Niloya kaydırağın önünde Tosbik'i görür. Dostunun zarar görmemesi için bütün cesaretini toplayıp kayarak gider ve Tosbik'i kurtarır. Ağabeyi ve arkadaşı bu hareketi nasıl yaptın bize de öğret deyince Niloya bu hareketin adı sevgi ve dostluk der ve Tosbik'i de alıp dinlenmeye gider. Arkadaşları arkasından şaşkınlıkla bakakalırlar.

Niloya Hoh Hikayesi

Niloya Hoh Hikayesi

Niloya Hoh Hikayesi
Niloya Hoh Hikayesi
Niloya o sabah sevinçle koltukta oturan annesinin kucağına atlayıp kendisi için yazdığı şiiri okumak ister. Sabah kalktığında dişlerini fırçalamadığı için ağzı çok kötü kokmaktadır. Annesi şiiri sabırla dinler fakat kokudan da bir hayli rahatsız olmuştur. Kızına bu sabah dişlerini fırçalamadın mı diye sorar. Niloya yapacak çok işi olduğu için fırsat bulamadığını söyleyip bahçeye çıkar. Bahçede kaplumbağası Tosbik'i görüp ona da şiir okumak ister fakat Tosbik kokuya dayanamayıp kabuğuna çekilir. Sonrada hızla kaçıp uzaklaşır. Neler olduğunu anlamayan Miloya bu sefer de keçiye şiir okumak ister. Keçi de arkasına bakmadan kaçar. Niloya şiirini beğenmediği için kaçtığını düşünüp arkasından seslenir fakat keçi dönmez.Daha sonra bahçede top oynayan ağabeyi ve Mete'nin yanına gidip şiir okumak istediğini söyler.  Çocuklar buna çok memnun olup dinlemeye başlarlar. Niloya şiirine başladığında ikiside kokuyu duyup rahatsız olur. Öyle ki Mete kokudan bayılır. Ağabeyi şiirlerine diyecek yok ama ağzında kötü bir koku var deyince Niloya, birkaç günden beri dişlerini fırçalamadığını söyler. Herkesten özür dileyip dişlerini fırçalamaya gider. Bu sırada bir şarkı söyler.

Temiz kokmak istiyorsan
Bir aşağı bir yukarı
Fırçala fırçala temizle dişlerini
Her yemekten sonra sağlıklı olmak istiyorsan
Fırçala fırçala temizle dişlerini
Fırçala fırçala fırçala dişlerini

Annesi, ağabeyi, Mete ve Tosbik bahçedeyken Niloya yanlarına gelip tekrar şiir okumak istediğini söyleyince herkes önce bir tedirgin olur. Niloya yanlarına gelip ''hoh'' yapınca herkes rahat bir nefes alır. Dişlerini fırçaladığını söyler. Ağabeyi o zaman artık şiirini oku da dinleyelim der. Niloya neşe içinde şiirini okur. Herkes çok beğenir.

Niloya Domates Hikayesi

Niloya Domates Hikayesi

Niloya Domates Hikayesi
Niloya Domates Hikayesi
Sevimli kızımız Niloya annesi ve ağabeyi ile birlikte kendi bahçelerinden domates toplamaktadır. Domateslerin bazıları kızarmış bazıları hala yeşildir. Niloya bunu farkedince yeşil domatesin yanına gidip onunla konuşmaya başlar. Bu durum ağabeyinin dikkatini çekince yanına gelip ne yaptığını sorar. Niloya domatese bir an önce kızarmasını söylüyordum diye cevap verir. Bu annesinin ve ağabeyinin çok hoşuna gider. Ağabeyi gülümseyerek kızarması için sabretmen lazım der. Bunun üzerine Niloya ellerini bağklayıp beklemeye başlar. Bakın sabrediyorum der. Ağabeyi öyle hemen kızarmaz belki bu günler sürebilir deyince Niloya beklemeye karar verip Tosbik'i de alıp gider. Hayalperest kızımız Niloya yine hayallere dalıp bir şarkı söylemeye başlar.

Kırmızı domates sever onu herkes
Mis gibi kokunca yemek ister tabi herkes
Ama beklemek gerek, günler geçecek
Yeşil renkler kırmızıya dönecek
Kırmızı domates bilir onu herkes
Hergün soframızda onsuz olmaz hiçbir yemek
Ama beklemek lazım sabretmek lazım
Yavaş yavaş büyüyecek

Aradan günler geçmiştir fakat domates hala kızarmamıştır. Beklemekten sıkılan Niloya gece herkes uyurken sulu boyasını alıp bahçeye çıkar. Onun usulca gittiğini annesi görür. Niloya sulu boya ile domatesi kırmızıya boyamaya başlar. Ertesi sabah domatesin kızarmış olduğunu gören ağabeyi heyecanla kardeşini çağırır. Hadi hemen toplayalım der. Tam bu sırada şiddetli bir yağmur bastırır. Hep birlikte içeriye giderler. Niloya pencerede yağmur altındaki domatesleri seyredip inşallah boyalar akmaz diye içinden geçirir. Ağabeyi yağmurdan sonra toplayalım deyince Niloya domatesleri boyadığını itiraf eder. Ağabeyi ona inanmayınca annesi Niloya doğru söylüyor gece boyarken ben gördüm der. Fakat Niloya'nın boyadığı domatesler gerçekten kızarmış ve toplamaya hazır hale gelmiştir. Niloya domatesleri gizlice boyadığı için özür diler. Annesi dürüst davranıp söylediği için onu affeder. Bu sırada yağmur kesilir ve iki kardeş sevinçle bahçeye domates toplamaya çıkarlar.

Rafadan Tayfa 26. Bölüm Hikayesi (Oyun Bozan)

Rafadan Tayfa Oyun Bozan
Rafadan Tayfa Oyun Bozan
Rafadan Tayfa Oyun Bozan - Rafadan Tayfa

Rafadan çocukları mahallede topaç çevirme yarışması yapmaktadır. Hepsi kendi topacına fazlasıyla güvenmektedir. Mert ve Akın’ın topacı sırayla durur. Onlar yarıştan elenince Hayri ve Kamil aralarında devam ederler. Hayri kendine çok güvenmektedir. Nasıl olsa şampiyon benim diye düşünür. Bu sırada Kamil heyecanla zıplayınca yerden seken bir taş Hayri’nin topacına çarpıp durmasına sebep olur. Hayri hemen itiraz edip müdahale var der. Aralarında tartışmaya başlarlar. Akın ve Mert araya girseler de iki arkadaş inatlaşıp küserler. Akın ve Mert kardeşler onları barıştırmak için sürekli dil dökerler fakat iki inatçı birbirlerinden özür bekleyip barışmaya yanaşmazlar. Sürekli birbirlerine laf sokup didişirler. En sonunda Hayri bir daha asla onunla konuşmam deyip oradan uzaklaşır. Arkasından da Kamil.

Bir süre sonra Hayri ve Kamil sokakta karşılaşıp kardeşim diye bağırarak birbirlerine sarılırlar.  Birbirlerinden özür dileyen iki arkadaş ayrı kalamayacaklarını anlarlar. Bu sırada Hayri’nin dişi ağrımaktadır. O yüzden agresif davrandım der arkadaşına.

Onların barıştıklarından habersiz olan Akın ve Mert, Sevim ve Hale’yi bulup yardım isterler. Dört kafadar terasta Hayri ve Kamil’i barıştırmak için harika bir masa kurarlar. Pastalar köfteler hazırlayıp bir güzel donatırlar. Akın yanlarına gelip Hayri’yi gördüğünü koca tepsi baklavadan sadece bir tane yediğini söyler. Hayri’nin baklava bile yiyemeyecek kadar üzgün olduğunu düşünürler.

Bu sırada Hayri ve Kamil boyalarla mahalledeki futbol sahasını belirlemektedir.  Hayri bir taraftan diş ağrısından kıvranıp durur. Arkadaşları onları yere çizgi çizerken görünce mahalleyi ikiye böldüklerini düşünürler. Hemen yanlarına gidip artık abartmayın sınır çizmek yerine güzel güzel konuşup anlaşın derler. Hayri ve Kamil birbirlerinden ayrı kalamayacaklarını, çoktan barıştıklarını söyleyince hepsi keyifle gülmeye başlarlar. Hale her şeyi anladım  ama Hayri ağabeyimin yemediği baklavalara bir türlü anlam veremedim deyince diş ağrısını yeniden hatırlayan Hayri kıvranmaya başlar. Tam da unutmuştum niye hatırlattınız diye söylenir.

Çocuklar onları terasa götürüp masayı gösterirler. Hayri masadakileri görünce yemek yemek uğruna ağzındaki çürük dişi çekip atar. Masadakileri afiyetle yedikten sonra yeniden topaç çevirmek için sokağa çıkarlar.

Rafadan Tayfa 25. Bölüm Hikayesi (Hıçkırık)

Rafadan Tayfa Hıçkırık
Rafadan Tayfa Hıçkırık
Rafadan Tayfa Hıçkırık - Rafadan Tayfa

Mert ve Kamil terasta dama oynarken bir hıçkırık sesiyle taşlar yerinden oynar. Ses git gide yaklaşmaya başlar. Bu hıçkırığın sahibi Hayri'den başkası olamazdır. Öyle şiddetli hıçkırır ki adeta deprem olur zannederler. Hayri arkadaşlarından hıçkırığının geçmesi için yardım ister. Hemen acil durum çağrısı yapan çocuklar mahallenin ortasına bir çadır kurup Hayri'yi içinde gözetim altında tutarlar. Akın ve Yumak kapıda kafalarına tencere geçirip nöbet tutarlar.

Kamil ve Mert bütün önlemleri alıp Hayri'yi hıçkırıktan kurtarmaya çalışırlar. Hayri'nin etrafına yastık bağlayıp hıçkırdıkça zıplamasını önlemeye çalışırlar. Tabii Hayri'nin her hıçkırmasında çadır bir kere zıplar. Mert ve Kamil sırayla su içirme, nefesini tutma yöntemlerini denettikten sonra bir kere de limon suyu içirmeyi denerler. Fakat hıçkırık bir türlü geçmez. Hıçkırık sesleri mahallede yankılanır. Kamil korkutma yöntemini mi denesek diye sorar. Hayri buna karşı çıkıp ben hiç bir şeyden korkmam der. Bu kez bal yedirmeyi denerler fakat o da işe yaramaz. Bu sırada Akın nöbet tutarken Hale gelir. Ne yapıyorsunuz burada bu çadır da ne diye sorar. Akın Hayri'nin hıçkırığı için güvenli bir yer hazırladık der . Hale sinirle sabahtan beri onu aradığını söyler. Bir hışımla içeriye girmek istese de Akın buna engel olur. Mert bu sefer karabiber yöntemini dener. Hayri'nin burnuna karabiber koklatınca öyle şiddetli hapşırır ki çadır uçar. Bir anda Hale'yi karşısında gören Hayri korkudan arkasını dönüp saklanmaya çalışır. Hale ağabeyinin üzerine yürürken Mert ona engel olur. Hale sabah yaptığı böreği bir çırpıda yediği için Hayri'ye çok kızgındır. Mert hıçkırığı durduralım sonra ne istersen yaparsın der. Kamil korkutarak hıçkırığı geçirmek için sürekli ona bağırır fakat bir türlü işe yaramaz. Hale nefesini tutturmayı denediniz mi? diye sorar. Kamil tam iki dakika tuttu ama işe yaramadı der. Ağabeyinin huyunu bilen Hale o ağzını kapatıp burnundan nefes almıştır kesin der. Gidip Hayri'nin burnunu kapatıp beşe kadar sayar.

Çocuklar heyecanla hıçkırık geçti mi diye beklerler. En sonunda hepsi sevinirler çünkü hıçkırık durmuştur. Kamil kızarak başta nefesini doğru düzgün tutsaydın bu kadar uğraşmak zorunda kalmazdık der. Hayri elindeki kitabı gösterip nasıl geçeceği aslında burada yazıyor fakat hıçkırmaktan bir türlü okuyamadım der. Mert kitabı karıştırıp hıçkırığın sebebi ve kurtulma yollarını okur. Bu kitap şimdi mi verilir diye Hayri'ye kızar. Ona bir ders vermek için Kamil kulağına bir şeyler söyler. Hayri bir anda Rüstem ağabey diye bağırarak koşmaya başlar. Mert kulağına ne söyledin diye sorunca Kamil, Rüstem ağabeyin köfte yapmayı bıraktığını söyledim diye cevap verir.

Rafadan Tayfa 24. Bölüm Hikayesi (Öykü Yarışması)

Rafadan Tayfa Öykü Yarışması
Rafadan Tayfa Öykü Yarışması
Rafadan Tayfa Öykü Yarışması - Rafadan Tayfa

Küçük kahramanımız akın okulda düzenlenen öykü yarışmasına katılmak istemektedir. Bahçe duvarına oturup ilham gelmesini bekler. Bir kaç öykü denemesi yapar fakat bir türlü sonunu getiremez. Az ileri de Hayri ve Rüstem ağabey aralarında konuşmaktadır. Akın onlara kulak misafiri olur. Hayri Rüstem ağabeyden elindeki plakları istemektedir. Plaklar seksen yaşındaki Fatma ninenin gençliğinde dinlediği plaklardır. Hayri içindeki en az altmış yıllık şarkıları merak ettiği için plakları istemektedir. Rüstem ağabey bir gramofon olmadan onları dinleyemeyeceğini söylese de Hayrı ısrar eder. Onların aralarındaki konuşmadan yola çıkarak Akın hikayesini yazmaya başlar. ''Padişahın siparişlerini götüren titiz pasta ustası süsleri bozulmasın diye bir bir dilim bile olsa çocuğa vermeye yanaşmaz.'' Bu sırada Rüstem ağabey parkları Hayri'ye verir. Bir gramofon bulmasını yalnızca o şekilde dinleyebileceğini söyler. Hayri bir gramofon bulma umuduyla oradan uzaklaşır. Hikayesinin sonu bir anda değişen Akın Rüstem ağabeye veryansın eder. Rüstem ağabey sen ne yazıyorsun diye sorunca Akın, okulun düzenlediği öykü yarışması için öykü yazdığını fakat sonunu bir türlü getiremediğini söyler. Rüstem ağabey etrafını, insanları iyi gözlemle onlar sana ilham verecektir, ben sana inanıyorum der ve yoluna devam eder.

Saatlerce ne yazacağını düşünen Akın yeniden gözlem yapmak için sokağa çıkar. Az ileride Mert, Hayri ve Kamil aralarında bir şeyler konuşmaktadır. Akın onları gözlemleyip hikayesini yazmaya başlar. ''Uzun yıllar önce büyük bir hazineyi bulmak için yola çıkan orman gezgini hazineyle birlikte köye döner'' Yazmasına yazar fakat  ağabeylerinin plak alışverişini görünce yine hikayesinin sonu değişir. Yine olmadı deyip yoluna devam eder. Bu sırada Hayri Mert ve Kamil'e plakları göstermektedir. Çocuklar eski şarkıları çok merak ederler. Gramofon bulmak için aralarında iş bölümü yaparlar. Mert mahalledeki evlere soracaktır. Kamil eskicileri, Hayri'de antikacıları dolaşacaktır.

Akın mahallede dolaşmaya devam eder. Biraz ileride bankta oturan Hale ve Sevim'i görür. Kızlar sepetlere meyve toplamış birbirlerine ikram ediyordur. Onları gözlemleyen Akın hikayesini yazmaya başlar. ''Ormanda gezintiye çıkan iki kardeş topladıkları meyveleri birbirlerine ikram eder. Ama bilmeden uyku ağacının meyvelerini toplamışlar. Bu ağacın meyvesini yiyen derin bir uykuya dalarmış. Elmadan küçük bir ısırık alan küçük kardeş derin bir uykuya dalar. ''Hikayesinin devamı yine gelmez. Kızların yanına gidip neden bana yardımcı olmuyorsunuz der. Kızlar anlamadıklarını söyleyince Akın boşverin önemli değil deyip gider. Kızlar duruma pek akıl erdiremezler. Akın bu kez Basri amcanın evinin önünden geçerken Basri amcayı Yumak'a yemek verirken görür. Onları izleyip yine hikaye yazmaya başlar. Ayağı taşa takılıp düşünce Basri amca onu görür. İyimisin evlat diye sorar. Akın hikayesini tamamlayamamanın verdiği üzüntüyle iyiyim der ve gider.

Mert bulduğu gramofon ile arkadaşlarının yanına gelir. Onları köşeden seyreden Akın yine yazmaya başlar. ''Defineci kardeşler uzun uğraşlardan sonra hazineyi bulur. Kardeşler hazine bende kalsın diye kavga ederler. Hazine kardeşlerin arasını bozmuştur. En büyük kardeş sandığı alıp diğerlerinin tartışmasına son verir. Paylaşmanın ne kadar önemli olduğundan bahseder.''Akın bu sefer hikayesini tamamlamıştır. Sevinçle evine gider.

Hayri ve kamil garamofon kimde kalacak tartışması yaparken Mert alıp bizde kalsın, yarın annemler misafirliğe gidince bizde dinleriz der. Ertesi gün çocuklar gromofon çalışmayınca hevesleri kaçar, çok üzülürler. Bu sırada Akın gelip öykü yarışmasını kazandığını söyler. Bunda ağabeylerinin katkısı olduğu için onlara teşekkür eder. Akın'ın yakasındaki birincilik rozetinin iğnesini gören Hayri'nin gözleri parlar. Tabi ya iğnesi olmadan gromofon çalışmaz der. Mert bir koşu gromofon iğnesi alıp gelir. Keyifle gromofonda çalan şarkıyı dinlerken Kamil kalkıp Harmandalı oynamaya başlar.

Rafadan Tayfa 23. Bölüm Hikayesi (Günlük)

Rafadan Tayfa Günlük
Rafadan Tayfa Günlük
Rafadan Tayfa Günlük - Rafadan Tayfa

Kahramanlarımız Rafadan Tayfa sıkıcı bir günde sokakta boş boş otururken yukarıdan aşağıya kağıt parçaları savrulmaya başlar. Üzerlerine savrulan kağıtları yakalayan çocuklar onları okumaya başlarlar. Fakat hiç bir parça diğerinin devamı değildir. Bu yüzden yazıların devamını merak ederler. Hayri ve Kamil bunların hikaye kitabı sayfaları olduğunu düşünür. Mert ve Akın sayfaların elle yazılmış olduğunu bunun olsa olsa günlük olabileceğini söylerler. Sayfaları yerden toplarken bir anda Basri amca karşılarına çıkar.

Ellerinden kağıtları toplayıp, okudunuz mu yoksa diye sorar. Mert okuduk ama hiçbir şey anlamadık diye cevap verir. Basri amca saçılan kağıtlarını toplayıp uzaklaşır. Fakat biraz üzgün görünüyordur. Çocuklar yarım yarım okuduklarından yola çıkarak Basri amcanın geçmişte pilot, gemi kaptanı ya da terzi olduğunu düşünürler. Aslında geçmişte ne iş yaptığını merak etmektedirler. Bunu da kendisine dolaylı olarak sormaya karar verirler. Basri amca pazara giderken mahallenin her yerinde tesadüfen karşısına çıkmış gibi yapıp sorular sormaya karar verirler. Sokağın her bir köşesine dağılıp Basri amcayı beklemeye başlarlar. Basri amca evden çıkar çıkmaz Akın ile karşılaşır. Akın heyecandan ne soracağını unutup tutulur kalır. Basri amca yoluna devam eder. Bu kez sokağın ilerisinde Kamil karşısına çıkar. Kamil, Basri amcaya gemileri durdurmak için denize atılan şeye ne denir diye sorar. Basri amca çıpa diye cevap verince Kamil ben demiştim bunu Basri amca bilir diye, nede olsa ömrü gemilerde geçmiştir der. Basri amca ben hayatımda hiç gemiye binmedim der ve yoluna devam eder. Bu sayede amcanın gemi kaptanı olmadığı kesinleşir. Biraz ileride Hayri karşısına çıkıp bugün hava kapalı bu havada uçak uçmaz değil mi diye sorar. Basri amca bilmiyorum der ve yoluna devam eder. Basri amcanın pilot olmadığı da anlaşılır. En sonunda Mert yolunu kesip, yaz geliyor keten gömlek mi, yoksa pamuk gömlek mi daha iyi olur diye sorar. Basri amca bilmiyorum deyince Mert siz terzi değil misiniz diye sorar. Basri amca hayır değilim der ve yoluna devam eder. Hiç bir sonuç alamayan çocuklar işin peşini bırakmak istemezler. Dönüş yolunda aynı yöntemle tekrar şanslarını denerler. Basri amca biraz kızıp bu gün bu çocukların neyi var neden bu kadar soru soruyorlar diye düşünür. Evine girmek üzereyken Akın açıkça siz ne iş yapıyordunuz diye sorar. Basri amca şofördüm diye cevap verir. Basri amcanın ne iş yaptığını öğrenen çocuklar günlükte yazanların ne olduğunu merak etmektedirler. Bu sırada Rüstem ağabeyde günlükten bir sayfayı okuyarak gelir. O da günlükte yazılanları merak etmektedir. Bunu öğrenmenin en doğru yolu kendisine sormaktır der ve kapıyı çalar. Basri amca kapıyı açınca kağıdı ona verir. Günlükte neler yazdığını sorarlar. Basri amca kamyonuyla uzun yolculuklar yaparken kamyona aldığı kişilerin anlattığı anıları kendisi yaşamış gibi günlüğe yazdığını söyler. Çocukların merak ettiği pilot, kaptan ve terzi onun yol arkadaşlarıdır. En unutamadığı yol arkadaşının bir müzisyen olduğunu yol boyunca kendisine keman çaldığını anlatır. Hep onun gibi keman çalmayı istediğini söyler.

Ertesi gün çocuklar Basri amcaya bir keman alıp kapısının önüne bırakırlar. Onun çalmasını dinlemek için duvarın arkasında beklemeye başlarlar. Basri amca keman çalmayı bilmediği için rast gele çalıp kulakları tırmalar. Biraz kestirmek için içeriye gider. geri döndüğünde kemanını bir türlü bulamaz. Onun çalmasına dayanamayan Yumak kemanı toprağa gömmüştür.

Rafadan Tayfa 22. Bölüm Hikayesi (Uzay Yolculuğu)


Rafadan Tayfa Uzay Yolculuğu - Rafadan Tayfa

Rafadan Tayfa çocukları gazetedeki ''Nasa Uzaya Araç Gönderiyor.'' haberine pek bir merak salarlar. NASA kelimesinin anlamını kendilerine göre yorumlamaya çalışırlar. Gerçekte ne anlama geldiğini Mert gazeteden okuyup arkadaşlarını aydınlatır. ''NASA'' Ulusal havacılık ve Uzay Dairesi kurumunun İngilizcesinin kısaltılmasıdır. Mert haberin devamında uzaya gönderilecek dört kişi arandığını okur. Kamil hemen atlayıp uzaya biz dördümüz gitmeliyiz der. Her olaya ilk atlayan Hayri'nin bu kez pek sesi çıkmaz. Kamil, ne oldu Hayri korktun mu diye arkadaşıyla uğraşır. Hayri hemen kendini toparlayıp ne korkacağım canım diye çıkışır. Mert bir an önce uzay seyahatinden önce yapılacak testleri bir araştıralım der.

Bir süre sonra evin bahçesinde tekrar toplanıp uzaya gitmek için dayanıklılık testlerini yapmaya başlarlar. İlk test sıcağa dayanıklılık testidir. Güneşin altında fön makinesini de açıp oturup beklemeye başlarlar. Ortam iyice ısındıkça çocuklar sıcaktan mayışmaya başlarlar. Bu şekilde ilk testi tamamlarlar.

 İkinci test soğuğa dayanıklılık testidir. Atkı ve berelerini takıp vantilatör karşısında soğukta beklemeye başlarlar. Belli bir süre soğuğa da dayanıp bu testi de başarıyla geçerler.

Üçüncü test astronot kostümü ile similasyondur. Kendi yaptıkları kartondan astronot kıyafetleri ile uzayda yürüyormuş gibi yürümeye başlarlar. Bir süre sonra Akın ve Hayri birbirlerine çarpıp yere düşerler. Daha sonra sırasıyla Kamil ve Mert'de sırt üstü düşer. Üzerlerindeki kartonlar sert olduğu için bir türlü dönemezler. Sırt üstü yerde yatıp birilerinin onlara yardım etmesini beklemeye başlarlar.

Dördüncü test yer çekimsiz ortamda yemek yemektir. Yukarıdan aşağıya sarkıttıkları dört simidi zıplayarak tutmaya çalışırlar. Hayri hariç hiç biri başarılı olamaz. Hayri tek zıplamada dört simiti de yer yutar.

Beşinci ve son test uzaylılarla iletişimdir. Bunu nasıl yaparız diye düşünürken Akın kafasına karton kutu geçirip uzaylı kılığına girer. Hayri önce korkar, daha sonra onun Akın olduğunu anlayıp sımsıkı sarılır. Daha sonra Mert ve Kamil sırayla uzaylıyla iletişim kurup, merhaba uzaylı biz dostuz derler. Böylece ellerindeki testleri tamamlamış olurlar. Mert en son NASA'nın yapacağı testi de geçersek uzaya gidebiliriz der. Çocuklar uzaya ilk adımın attıklarında söyleyecekleri sözleri düşünürler. Akın, ''uzay seni yenmeye geldim'' diyecektir. Hayri, '' Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım'' demeyi düşünür. Kamil o sözün uzaya ilk adım atan Neil Amstrong'a ait olduğunu söyler. Kendisi ise '' Çok veren maldan, az veren candan'' demeyi düşünür. Mert bunun biraz alakasız olduğunu söyleyince hepsi gülmeye başlarlar.

Kamil kendi kendine TAVUK adında bir test geliştirmiştir. Açılımı '' Tayfadan, aileden, vatandan uzak kalma'' testidir. Bu diğerlerine saçma gelse de biraz düşününce mantıklı gelir. Bir gün boyunca odalarına kapanıp hiç kimse ile görüşmeyeceklerdir. Bu sayede geride kalanları özlemeden dayanabileceklerini test edebileceklerdir. Fakat hiç biride bir saatten fazla dayanamaz. Hepsi sırayla sokaktaki bankın oraya gelirler. Eğer bir kaç günlüğüne gidilecekse belki dayanabiliriz ama aylarca kalınacaksa gitmesek mi acaba diye düşünürler. Gazetedeki haberde kaç gün kalınacağına bakarken haberin çok eski bir haber olduğunu görürler. NASA çoktan gidenleri seçip götürmüştür diye düşünürler. Bu habere aslında çok korkan Hayri bir hayli sevinir. Ailelerinden ayrılmak istemeyen diğerleri de gitmediğimiz iyi oldu derler. Mert Hayri'ye TAVUK testi hakkında ne düşünüyorsun diye sorar. Hayri şimdi bir tavuk döner olsa da yesek deyince hepsi kahkahayla gülmeye başlar.

Rafadan Tayfa 21. Bölüm Hikayesi (Abra Kadabra)

Rafadan Tayfa Abra Kadabra
Rafadan Tayfa Abra Kadabra 
Rafadan Tayfa Abra Kadabra - Rafadan Tayfa

Basri amcanın bahçesinde Akın ve Basri amca birlikte eski albümlere bakarlar. Akın Basri amcanın gençlik fotoğraflarını görüp çok şaşırır. Lise fotoğrafları, askerlik fotoğrafları derken albümün içinden bir resim yere düşer. Akın fotoğrafı yerden alıp baktığında şaşkınlığı daha da artar. Resim Basri amcanın illüzyonistlik yaptığı yıllarda çekilmiştir. Akın sen sihirbazlıkta mı yaptın amca diye sorar. Basri amca illüzyonistlik diye onu düzeltir ve bir zamanlar illüzyonla uğraştığını anlatır. Akın neden bu işi bıraktığını merak eder. Basri amca illüzyonistliğin en önemli kuralını çiğnemiştir. Bu kural yaptığın numaranın sırrını asla söylemektir. Basri amca, bu sırrı anlattığında insanların hayranlığının kaybolacağını, her şeyin basit bir göz yanılmasından ibaret olduğunun ortaya çıkacağını söyler. Basri amcanın anlattıkları karşısında çok etkilenen Akın'da illüzyonist olmak ister. Basri Amca içeriden eski pelerinini getirip Akın'a verir. Akın sevinçle Basri amcanın boynuna sarılır.

Akın eve gidip terasa çıkar. Saatlerce yapacağı illüzyon numarası için çalışır. En sonunda numarayı hazırlayıp planını defterine çizer. Hazırlığına sokakta devam ederken Hayri yanına gelip ne yaptığını sorar. Sürprizinin bozulmaması için Akın özel bir proje üzerinde çalışıyorum der. Göz önünde olmamak için Basri amcanın bahçesine gidip orada çalışmaya devam eder. Bu sefer de Basri amcanın siparişlerini getiren Kamil gelir. O da ne yaptığını sorunca aynı cevabı verir. Bir türlü rahat çalışamayan Akın tekrar evinin terasına çıkıp yapacağı numara için sesini kasede kaydetmeye başlar. Bu kez de Mert'e yakalanır. Ona da özel bir proje için çalışıyorum der. Bir süre sonra illüzyon numarasında kullanacağı kabini de tamamlar. Bir gün sonra bütün hazırlıklarını tamamlayan Akın Rüstem ağabey, Hale, Sevim ve Rafadan Tayfa'yı mahallenin meydanında toplar. Herkes heyecanla Akın'ın numarasını beklemektedir. Akın Basri amcanın pelerini ile sahneye çıkıp az sonra kabine girip kendini yok edeceğini söyler. Şaşkın bakışlar altında kabine girer. Yumak perdeyi kaldırdığında Akın yok olmuştur. Herkes Akın nerede diye bakınırken Akın yukarıdaki terastan onlara el sallar. Sonra tekrar kabinin içinden çıkıp numarasını tamamlar. Bütün izleyenler onu ayakta alkışlar.

Bir süre sonra arkadaşları Akın'a numarayı nasıl yaptığını sormaya başlarlar. Akın sırrını asla söylemez. Bunun üzerine Hayri ve Kamil uçuk kaçık tahminlerde bulunurlar. Akın bir illüzyonist asla numarasını söylemez der. Günlerce Akın'ın peşini bırakmayıp illüzyonun sırrını öğrenmeye çalışırlar. Akın en sonunda pes edip söylemeye karar verir. Bir saat sonra Basri amcanın sokağında beni bekleyin der. Çocuklar sokakta beklerken Akın gelip numarasının sırrını anlatmaya başlar. Önce kabinin içindeki gizli bölmeye saklandım, bu sırada Basri amca benim önceden hazırladığım bana benzeyen kuklayı terasta oynattı. Numarayı tam öğle vakti yaptım ki güneş gözlerinizi kamaştırdığı için kuklayı gerçeğinden ayırt edemediniz. Kaset çalara önceden kaydettiğim sesimi duyunca da beni gerçekten yukarıda zannettiniz. İşte illüzyonun sırrı buydu der. Arkadaşları bir anda hayal kırıklığına uğrayıp pek bir özelliği yokmuş, çok basit bir numaraymış derler. Akın işte bu yüzden anlatmak istemediğini söyler. Çocuklar biraz daha kafa yorsak kesin bulurduk deyip gösteriyi hafife alırlar. Arkalarını dönüp giderken çok üzülen Akın aralarından hızla koşup uzaklaşır. Çocuklar Akın'a ne oldu neden hızla koşup gitti diye düşünürken arkalarında Akın'ın sesini duyarlar. Akın duvara oturmuş onlara el sallıyordur. Saniyeler içinde nasıl tekrar gelip oraya oturduğunu merak ederken Akın, sakın boşuna dil dökmeyin asla anlatmam der ve uzaklaşır. Numaranın sırrı ise şöyledir. Akın'ın kendisine çok benzeyen arkadaşı Mehmet Akın'la aynı kıyafeti giyip hızla çocukların arasından koşup uzaklaşmıştır. Doğal olarak çocuklar onu Akın zannetmiştir. Akın'da arkalarından duvara oturup onlara el sallamıştır.

Rafadan Tayfa 20. Bölüm Hikayesi (İcat Peşinde)

Rafadan Tayfa İcat Peşinde
Rafadan Tayfa İcat Peşinde
Rafadan Tayfa İcat Peşinde - Rafadan Tayfa

Mert, Hayri ve Kamil terasta oturup dondurma yemektedirler. Dondurmanın üzerine koyulan şemsiyelerin ne kadar gerekli olup olmadığı hakkında fikir yürütmektedirler. Kamil şemsiyelerin çok gereksiz olduğunu düşünürken, Mert onların dondurmaları erimekten koruduğunu ve yıllardır dünyanın her yerinde kullanıldığını savunur. Bu tarz şeyleri düşünmek için hayal gücünün geniş olması gerektiğini, zeki ve pratik olmak gerektiğini düşünür. Hayri bu özellikler bende var diye atılır. Mert kendisini tarif etmediğini mucitlerden bahsettiğini söyler. Bir anda gözleri parlayan Hayri mucit olmak istediğini söyler. Hayalinde bir sürü şey icat etmek vardır. Kamil' de ona yardım etmek ister. Birlikte geleceğin en ünlü mucitleri olmayı hayal ederler. Acaba önce ne icat etsek diye uzun uzun düşünürler. Aradan günler geçer hala bir fikir bulamamışlardır.

Bir gün Hayri mahallede uyuklarken rüyasında bir fikir bulduğunu görür. Rüyada kanat yapıp uçmaktadır. Sonunda bir icat yaptım diye sevinç çığlıkları atar. Bu sırada yanına kanat takıp uçan bir dede gelir. Dede ben bu fikri yüzyıllar önce buldum evlat sen daha özgün icatlar yapmalısın der. Hayri bu dedenin kim olduğunu merak eder. Dede kendisini tanıtır. Benim adım Hezarfen Ahmet Çelebi der. Yıllar önce kanat takıp uçma fikrini bulduğunu anlatır. Hayri dede ile konuşurken yanı başında Hezarfen Ahmet Çelebi hakkında bir kitap okuyan Kamil'in sesi ile uykusundan uyanır. Hayri'nin rüyasında gördüğü Hezarfen Ahmet Çelebi'nin söylediklerinden yola çıkarak aklına birkaç fikir gelir. Hemen onları kağıda çizer. Bir an önce yapmaya koyulurlar. İşleri bittiğinde Akın ve Mert'i çağırıp yaptıkları icatları sergilerler. İlk icatları olan pratik sandalyeyi Hayri takdim eder. Arkasına yapıştırdığı sandalyeyi açıp oturur. Böylece yürüyüş yaparken yorulduğunuzda bu sandalye imdadınıza yetişir der. İkinci icat sapını sıkınca üzerinden su fışkıran şaka çiçeğidir. Üçüncü ve en önemli icatları olan patenli ve uzaktan kumandalı robotu sunarlar. Bu robot bakkaldan siparişleri almak için programlanmıştır. Hayri robotu kumanda ile çalıştırıp arkadaşlarına gösterir. Çocuklar bu icattan çok etkilenirler. Fakat bir süre sonra robot kontrolden çıkar. Çocukların üzerine doğru gelir. Hayri kumandayı bir türlü kontrol edemez. En sonunda robot Hayri'yi mahallede kovalamaya başlar. Hayri nereye saklanırsa saklansın onu her yerde bulup kovalar. Robot pes edip durduğunda Hayri çok terlemiştir. Cebinden kendi icadı olan vantilatörlü şapkayı çıkarıp takar. Şapkanın tepesindeki pervaneler sayesinde takan kişiyi serinletir.

Bu icat diğer çocukların çok hoşuna gider. Aynısından kendilerde isterler. Aradan biraz zaman geçer. Çocuklar vantilatörlü şapkaları ile mahallede otururken Hayri elinde bir kap dondurma ile gelir. Size erimeyen dondurma getirdim der. Çocuklar bir anda çok şaşırırlar. Erimeyen dondurma mı yaptın Hayri derler. Hayri erimeyen dondurmanın zaten olduğunu onu Kahramanmaraşlıların bulduğunu söyler. Akın bir kaşık alıp tadına baktığında onun Kahramanmaraş dondurması olduğunu söyler. Daha sonra Hayri, Kamil'e Kahramanmaraş usulü külahta dondurma şov yapar.

Rafadan Tayfa 19. Bölüm Hikayesi (Köfte Tarifi)

Rafadan Tayfa Köfte Tarifi
Rafadan Tayfa Köfte Tarifi
Rafadan Tayfa Köfte Tarifi - Rafadan Tayfa

Rüstem ağabey köfte tarifinin yazılı olduğu kağıdı kaybetmiştir. Fatma ninesini arayıp tarifi ister. Nine her seferinde söylüyorum daha öğrenemedin mi diye kızar. Telefonda bir sürü söylenip yüzüne kapatır. Bu sırada Akın arkasında Rüstem ağabeyi dinlemektedir. Rüstem ağabey ninesi tarifi vermeyince ne yapacağını düşünüp durur. Malzemelerin hepsi aklındadır fakat miktarını ve sırasını tarif olmadan hatırlayamaz. Akın'dan ağabeyleri ile birlikte kendisine yardım etmesini ister. Akın Rafadan Tayfayı toplamak için gider.

Bu sırada Hayri, Kamil ve Mert bir ağacın altına uzanmış bulutlardan şekil bulmaca oynamaktadır. Hayri'nin karnı acıktığı için bulutları her seferinde yemeğe benzetir.  Karnından guruldama sesleri gelmektedir. Akın heyecanla yanlarına gelip Rüstem ağabeyin yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Fatma ninenin köfte tarifini kaybettiği için Rüstem ağabeye çok kızgın olduğunu, aynı lezzeti tarif olmadan yakalayamayacağını anlatır. Bu yüzden de kendilerden yardım istediğini söyler.Bu durum en çok Hayri'yi etkiler.  Herkesten önce koşarak Rüstem ağabeyin evine gider. Terasta köfte yapmak için hazırlık yapan Rüstem ağabeyin yanına gelip bizi köftesiz bırakma ağabey diye dövünüp durur. Hayri terasta '' Amanını köfte köfte canım ızgara köfte'' diyerek köfte dansı yaparken, Kamil, Mert ve Akın köfte için gerekli malzemeleri alıp Rüstem ağabeyin evine doğru giderler. Çocuklar ellerinde malzemeler ile gelirler. Rüstem ağabey doğru köfte tarifini buluncaya kadar köfte yapıp çocuklara tattıracaktır. Bu durum en çok Hayri'nin işine gelmiştir. Rüstem ağabeyin köfteleri hakkında coşkulu bir konuşma yapar. Arkadaşları Mert, Kamil ve Akın ağlamaya başlar. Hayri çok mu acıklı konuştum arkadaşlar diye sorar. Kamil ne acıklısı soğan yüzünden gözlerimiz yandı diye cevap verir. Bu sırada Rüstem ağabey ilk köfteleri pişirip çocuklara dağıtır. Akın, Mert ve Kamil tuzunu az yağını fazla bulurlar. İşin üstadı Hayri baharatın çok tuzun az olduğunu soğan ve maydanozun yeterli olmadığını yağınında çok fazla olduğunu bir çırpıda söyler. Çocukların hepsi şaşkın şaşkın onu dinler. Rüstem ağabey ikinci köfteleri pişirip tekrar dağıtır. Hayri hariç diğer çocuklar bu sefer köfteyi çok beğenirler. Hayri bu sefer karabiberi az kimyonu çok olmuş, soğanı iyi ama maydanozu çok olmuş, yağı azaltayım derken neredeyse hiç koymamışsın, ayrıca ekmek içinde az olmuş diye eleştirir. Diğer çocuklar köftede ekmek mi varmış diye şaşırırlar. Rüstem ağabey tadına bakınca Hayri'ye hak verir.

Doğru tadı buluncaya kadar Rüstem ağabey köfte yapmaya devam eder. Malzemelerin hepsi bitmiş akşam olmuştur. Rüstem ağabey artık pes eder. Bu sırada çocuklar buluttan şekil bulmaca oynamaya başlarlar. Bulutu sivri bibere benzetince Rüstem ağabeyin aklına bir şey gelip aşağıya gider. Bir süre sonra elinde bir paket karbonatla gelir. Karbonat fazla tat vermez ama yumuşak olmasını sağlar deyip bir köfte daha yapar. Çocuklar son köfteyi de tadıp merakla Hayri'nin ne diyeceğini beklerler. Hayri bu sefer köfteyi çok beğenir. Sonunda doğru lezzeti bulmuşlardır. Hayri biraz daha pişir de ağız tadıyla yiyelim der. Rüstem ağabey sen beğendin ya istediğin kadar yaparım deyince çocuklar mutluluktan gülmeye başlarlar.

Rafadan Tayfa 18. Bölüm Hikayesi (Kırık Sandalye)

Rafadan Tayfa Kırık Sandalye
Rafadan Tayfa Kırık Sandalye
Rafadan Tayfa Kırık Sandalye - Rafadan Tayfa

Kamil ile Hayri Mert'i oyun oynamaya çağırmak için Mertlerin evine giderler. Mert az sonra Rüstem ağabeyin geleceğini, bugün dışarıya çıkamayacağını söyler. Eğer isterlerse kendi evlerinin terasında oynayabileceklerini teklif eder. Arkadaşları bunu kabul edip terasa çıkarlar. Mert' de bakkala ekmek almaya gider. Kamil ve Hayri terasa çıktıklarında bir sallanan sandalye görürler. Önce ben oturacağım diye aralarında didişirken ikisi birden otururlar. Sandalye iki kafadarın ağırlığını taşıyamaz ve kırılır. Sen kırdın, ben kırdım diye tartışmaya başlarlar bu sefer de. Kamil tamir etmek için Japon yapıştırıcı kullanmaları gerektiğini söyler.

Akın'dan yapıştırıcı almak için aşağıya inerler. Oturma odasında Mert'in babası Yakup Amcanın sandalyesinin yerini boş görünce, onun sandalyesini kırdıklarını anlayıp çok üzülürler. Yapıştırıcıyı alıp tekrar terasa çıkarlar. Kamil yapıştırıcı ile sandalyeyi yapıştırır fakat bir sorun vardır. Kendisi de yapıştırıcıyla birlikte sandalyeye yapışmıştır. Ne kadar uğraşsa da bir türlü kurtulamaz. Bu sırada kapı çalar. Mert'in geldiğini düşünen çocuklar paniğe kapılırlar. Kamil Hayri'ye kapıyı açıp durumu izah etmesini söyler. Hayri aşağıya inip kapıyı açar. mert ekmekleri Hayri'nin eline verip içeriye girer. Arkasını dönmesiyle Hayri'nin tüm ekmekleri yediğini görür. Tekrardan bakkala gitmek zorunda kalmıştır. Bu sırada Kamil terasta sandalyeden kurtulmaya çalışmaktadır. Hayri gelip Mert'i biraz daha oyaladığını söyler. Daha sonra sandalyenin diğer tarafından çekiştirip arkadaşını kurtarmaya çalışır. Bunda da başarılı olamayınca bu kez Japon taklidi yapıp Japon yapıştırıcısı ile konuşmayı dener. Bende Japon'um bırak arkadaşımı der. Kamil bu işin böyle olmayacağını, gidip Akın'a danışması gerektiğini söyler. Akın odasında ders çalışmaktadır. Hayri yanına gelip ele yapışan Japon yapıştırıcı nasıl çıkar diye sorar. Akın bunun biraz zor olduğunu, aseton sayesinde çıkabileceğini söyler. Hayri Sevim'de kesin vardır diye düşünür. Gidip Sevim'den aseton alıp Kamil'i kurtarır. Sandalyenin resmini bir kağıda çizip aynısından almak için çarşıya giderler. Mağazanın vitrininden içeriye bakıp aynısını bulmaya çalışırlar. sandalyenin aynısını bulurlar fakat onun da rengi tutmaz. Sandalyeyi alıp bir güzel boyarlar. Üzerine de Yakup Amca'nın Yeri yazıp terasa götürürler. Çok geçmeden Mert Rüstem ağabey ile birlikte terasa gelir. Mert işte ağabey sandalye bu der.

Rüstem ağabey sandalye büyükmüş bundan epey yakacak çıkar der. Hayri ve Kamil şaşkın şaşkın onları dinlerler. Mert sandalyenin bir kaç gün önce kırıldığını, yakması içinde Rüstem ağabeye vereceklerini söyler. İki kafadar sandalyenin zaten kırık olduğunu duyunca şaşkına dönerler. Ne olur sandalyeyi götürme ağabey derler. Bütün gün başlarından geçenleri anlatırlar. Mert bu kadar uğraşacağınıza bana söyleseydiniz deyince arkadaşları korktuğumuz için söyleyemedik derler. Rüstem ağabey sandalyenin üzerindeki yazıda imla hatasını görüp düzeltir. Biliyorsunuz Yakup Amcanız yazım yanlışını kabul etmez der. Bu sırada Hayri'nin ayağı yerdeki Japon yapıştırıcısına yapışır. Herkes keyifle gülmeye başlar.

Rafadan Tayfa 17. Bölüm Hikayesi (Grup Rafadan)

Rafadan Tayfa Grup Rafadan
Rafadan Tayfa Grup Rafadan
Rafadan Tayfa Grup Rafadan - Rafadan Tayfa

Harika bir İstanbul sabahında Rafadan ekibi kendi müzik gruplarını kurmaya karar verirler. Müzik aletleri olmadığı için kendi aletlerini kendileri yaparlar. Mert süpürgeye bağladığı ipler ile elektro gitarını yapar. Kamil karton kutunun üzerine düğme ve mandallar dizip bir org yapar. Hayri ise evden getirdiği leğenler ile bateri yapar. Kendi kafalarına göre çalmaya başlarlar. Daha sonra kamil'in yanında getirdiği kaseti çalıp playback yapmaya başlarlar. Çocuklar kendilerini müziğe öyle kaptırırlar ki adeta kendilerinden geçerler. Akın'ın geldiğini duymazlar bile. Akın defalarca seslenir fakat hiçbiri onu duymaz. En sonunda Ağabey diye bağırınca onu duyup müziği keserler. Akın siz ne yapıyorsunuz burada diye sorar. Mert müzik grubu kurduk diye cevap verir. Akın elinizdekilerle mi der ve gülümser. Kamil ne yapalım elimizden bu kadar geliyor. Kendi imkanlarımızla yaptık der. Akın grubun solisti kim diye sorunca. Çocuklar solisti hiç düşünmediklerini söylerler. Akın ben sizi tutmayayım siz çalışın deyip gider. Akın gittikten sonra çocuklar aralarında solistin aslında önemli olabileceğini konuşurlar. Hayri öne atlayıp solist ben olmalıyım der. Hayri ve Kamil arasında solist ben olmalıyım tartışması başlar. Mert ikisine birden kızsa da dinlemezler. Hayri mikrofonu eline alıp şarkısını söylemeye başlar.

Hayri'nin Şarkısı

Haydi dinle bak şimdi, on numara sesimi
Benim harika cevherimi
Sen hayretle bakarken, Hayri neymiş derler
Herkesi mest edecek
Hayri söylüyor şimdi
Sesi kötü diyen kimdi
Çıksın karşıma görsün sesimi
Dinleyen gülüyor, hem duygulanıyor
Başka ne denir ki Kamil efendi
Haydi dinle bak şimdi, on numara sesimi
Benim harika cevherimi
Sen hayretle bakarken, Hayri neymiş derken
Herkesi mest edecek

Hayri şarkısını bitirdiğinde arkadaşlarının kulaklarını tıkadığını görür. Mert ve Kamil korkarak kulaklarını açarlar. Hayri nasıldım ama diye sorar. Kamil sesinin çok tiz olduğunu söyler. O kadar ses bizim ada vapurundan da çıkıyor deyince Hayri kızar. Senin sesin sanki çok güzel der. Bunun üzerine bu sefer Kamil mikrofonu eline alıp şarkısını söylemeye başlar.

Kamil'in Şarkısı

Geldim yine mahalleye baktım etrafa, baktım etrafa
Hayri hemen çağırdı top oynamaya
Basri amca yanlışlıkla girdi sahaya, girdi sahaya
Hayri'nin şut geliverdi tam kafasına
Ne ettin Hayri, ne yaptın Hayri
Bizi artık Basri amca affetmez gayri

Şarkısı bittiğinde o da arkadaşlarını uyuklarken bulur. Kamil'in kadife gibi sesi karşısında çocukların içi geçmiştir. Kamil'in de sesi olmayınca Mert'e bakarlar. Mert ben hiç söyleyemem deyip itiraz eder. Kimin solist olacağını düşünürken şarkı söyleyerek gelen Akın'ın sesini duyarlar. Aralarında karar verip Akın'ın vokal olmasını isterler. Akın biraz düşünüp kabul eder. Kasette çalan müziğin üzerine Akın'ın söylediği şarkıyı kaydederler. Kendileri de enstrümanlarını çalıp şarkıya eşlik ederler.

Grup Rafadan Şarkısı

Mahallenin bir yakasında, oynar mahalle ortasında
Hepsi burda bir arada Rafadan Tayfa, Rafadan Tayfa
Hepsi burda bir arada Rafadan Tayfa
Mutlu, neşeli, hem de heyecanlı
Yardımı da sever, çevresine faydalı
Abi, kardeş, arkadaş hepsi farklı huyda
Bizim çocukların adı Rafadan Tayfa
İyilikten vazgeçmezler, herkes sever onları
Saymakla bitmez bir çok iyi yanları
İyi oku, iyi dinle, iyi izle anla
Bizim çocukların adı Rafadan Tayfa
Hiç yerinde durmazlar, herkes sever onları
Sağa sola koşsalar da kesişiyor yolları
Unut bildiklerini, aç bir yeni sayfa
Bizim çocukların adı Rafadan Tayfa

Rafadan Tayfa 16. Bölüm Hikayesi (Yumakın Kulübesi)

Rafadan Tayfa Yumakın Kulübesi
Rafadan Tayfa Yumak'ın Kulübesi
Rafadan Tayfa 16. Bölüm Yumak'ın Kulübesi - Rafadan Tayfa

Rafadan Tayfa çocukları mahallede canları sıkkın bir şekilde bankta otururken Akın yanlarına gelir. Mert üç günden beri yanımıza uğramıyorsun nerelerdeydin diye sorar. Akın çok güzel bir yere gittiğini söyler. '' Boş girersin, dolu çıkarsın'' diye ip ucu verir. Orada çok sessiz olunmalı diye ekler. Çocuklar burası neresi olabilir diye düşünürken Basri amca elinde tahta parçaları ile yanlarından geçer. Akın gidip yardım etmek ister ama Basri amca kabul etmez. Çok meraklanan çocuklar gizlice amcanın peşinden giderler.

Basri amca bahçesinde Yumak'a bir kulübe yapmak istemektedir. Akın hemen yanına gidip isterseniz kulübeyi biz yapabiliriz deyip arkasındaki ağabeylerini gösterir. Basri amca buna müsaade etmez fakat çocuklar o kadar çok ısrar ederler ki, sessiz olmaları şartı ile teklifi kabul eder. Hayri hemen atlayıp usta başı benim der. Diğerleri itiraz edince Basri amca yeniden kızar hani sessiz olacaktınız der. Hayri'nin usta başı olmasına izin verip içeriye gider. Akın bir şeyler düşünüp eve gidiyorum birazdan gelirim der ve gider. Hayri usta başı olduğu için biraz kabarıp emirler vermeye başlar. Yerdeki tahtalarla bu iş olmaz deyip Kamil'e alışveriş listesi hazırlatır. İnşaat için kum, çimento, kapı, pencere, paspas yazdırır listeye. Mert sinirlenip alt tarafı bir kulübe bunlara ne gerek var der. Hayri'nin sayesinde kulübeyi yapmaya bir türlü başlayamazlar. Bu sırada Akın çizdiği kulübe taslağı ile gelir. Bunun işlerine çok yarayacağını söyler. Hayri onu dikkate almayıp kağıdı yere atar. Akın'ı da burası çocuklar için tehlikeli deyip bahçeden dışarıya çıkarır. Akın benim size yardımım dokunur bu konuyla ilgili çok kitap okudum dese de Hayri onu dinlemez. Üç arkadaş kulübeyi nasıl yapacaklarını düşünürken Hayri kendince bir çözüm bulur.

Karton kutudan bir kulübe yapar. Mert kartondan kulübe olur mu hiç dese de Hayri bildiğini yapar. Yapar yapmasına da kulübe Hayri'nin hapşırığına dayanamaz ve uçar. Bu sırada hava iyice kararmıştır. Hayri işi beceremediğini anlayınca artık gidelim geç oldu demeye başlar. Mert kulübeyi bitirmeden hiç bir yere gitmeyeceklerini söyler. Bu sırada Basri amca içeriden çıkıp geç oldu artık evlerinize gidin der. Çocuklar henüz gitmede hafif bir esinti çıkar. Akın'ın projesi uçup Hayri'nin yüzüne çarpar. Çocuklar işte bunun sayesinde kulübeyi yapabiliriz deyip evlerine giderler.


Harika Kanatlar Uçan Renkler Hikayesi

Harika Kanatlar Uçan Renkler
Harika Kanatlar Uçan Renkler 
Harika Kanatlar Uçan Renkler - Harika Kanatlar

Jet arkadaşları Gerome ve Dizzy ile birlikte saklanbaç oynarken hava kontrolden Cimbo teslimat için onu anons eder. Jet arkadaşlarına hoşçakal deyip kuleye gider. Cimbo'ya bugun nereye sipariş götüreceğini sorar. Cimbo Hindistan'da yaşayan Neina adında bir çocuğun siparişi olduğunu söyler. Hindistan hakkında bazı bilgiler verip acele etmesini söyler. Jet hazırlıklarını tamamlayıp yola çıkar. Neina bir dans okulunda akşamki gösteri için arkadaşları ve hocası ile hazırlık yapmaktadır. Bir taraftan da sipariş ettiği rengarenk dans kostümlerini dört gözle beklemektedir. Jet Hindistan üzerinde uçarken bu rengarenk ülkeye hayran kalır. Neine'nın bulunduğu dans okulunu bulup robot adama dönüşür. Kapıyı çalıp teslimatınız var diye seslenir.

Neina ve arkadaşları kapıyı açıp Jet'i içeriye davet ederler. Neina kutusunu açtığında bir anda şok olur çünkü rengarenk kostümler yerine hepsi beyaz renkte gelmiştir. Jet hava alanında bir karışıklık olmuş olmalı diye düşünür. İsterlerse gidip düzeltebileceğini söyler. Neina'nın dans hocası buna gerek olmadığını kostümleri kendilerin renklendirebileceklerini söyler. Bunun üzerine hepsi birlikte baharat pazarına boya malzemeleri almaya giderler. Farklı renklerde bir sürü kumaş boyası alıp kıyafetlerini boyarlar. Daha sonra kuruması için ipe asarlar. Bir anda öyle bir rüzgar eser ki bütün kıyafetler uçup gider. Çocuklar çok üzülüp ne yapacağız şimdi diye düşünürken, Jet ben hallederim deyip peşlerinden uçar. Bir süre sonra elinde kıyafetler ile geri döner fakat Neina'nın rengarenk kıyafeti düşüp kaybolmuştur. Jet yeniden havalanıp yukarıdan kıyafete bakınır fakat kalabalığın içinde onu bir türlü göremez. Harika kanatları çağırmanın zamanının geldiğini söyler. Çocuklar hep bir ağızdan harika kanatlar da kim diye sorunca, Jet ne zaman ihtiyaç duysam hemen yardıma gelen muhteşem uçak arkadaşlarım diye cevap verir. Kuleyi arayıp durumu Cimbo'ya anlatır. Cimbo bu duruma en uygun uçağın Gerome olduğunu düşünüp onu gönderir.

Gerome çocukların yanına gelip vakit kaybetmeden kıyafeti aramak için Jet'le birlikte havalanırlar. İki koldan şehrin her yerini ararlar. Bir süre sonra Gerome arama gözlüğü sayesinde kıyafetin yerini saptar. Jet hızlıca gidip Gerome'nin gösterdiği yerden kıyafeti alıp Neina'ya getirir. Çocuklar vakit kaybetmeden dans kostümlerini giyip Jet ve Gerome ile birlikte sokakta dans etmeye başlarlar. Çevredeki insanlarda onlara katılıp hep birlikte dans edip eğlenirler. Gitme zamanı geldiğinde Jet ve Gerome yeni arkadaşlarına hoşçakal deyip hava üssüne geri dönerler.



Harika Kanatlar Işıklar Kamera Motor Hikayesi

Harika Kanatlar Işıklar Kamera Motor
Harika Kanatlar Işıklar Kamera Motor
Harika Kanatlar Işıklar Kamera Motor - Harika Kanatlar

Gerome sabah gökyüzünde akrobasi uçuşları yapmaktadır. Yük taşıma vagonu Roy aşağıdan onu izlemektedir. Yere iniş yapan Gerome Roy'u üzgün bir halde görür. Bunun nedenini sorduğunda Roy uçmayı çok istediğini fakat bunun imkansız birşey olduğunu söyler. Bunun üzerine Gerome Roy'un ön kısmına bir halat bağlayıp onu gökyüzünde uçurmaya başlar. Roy ve gerome havada eğlenirken Jet'de onlara katılır. Bu sırada kuleden Cimbo Jet'i anons eder. Jet arkadaşlarına hoşçakal deyip kuleye gider. Merakla bugün nereye teslimat yapacağını sorar. Cimbo birçok ünlünün yaşadığı Hollywood'a gidip Raylie isminde bir çocuğa teslimat yapacağını söyler. Hollywood'un çok ünlü biryer olduğunu ve orada birçok filmin çekildiğini söyler. Duydukları karşısında çok heyecanlanan Jet hazırlıklarını tamamlayıp bir an önce yola çıkar.

Raylie evinde kedisi ilke birlikte siparişini beklemektedir. Jet Hollywood'un üzerinde uçarken tam da görmek istediğim bir yer diye düşünür. Raylie'nin evini bulup robot adama dönüşür. Kapıyı çalıp teslimatınız var diye seslenir. Raylie Jet'i içeriye davet edip kutusunu açar. İçerisinden bir uzaylı maskesi çıkar. Jet bununla ne yapmayı düşünüyorsun diye sorunca, Raylie kendisinin bir film yönetmeni olduğunu bunu da ilk büyük filminde kullanacağını söyler. Jet'ten filmindeki uzaylı rolünü oynamasını ister. Jet büyük bir keyifle kabul eder. Birlikte bahçeye çıkarlar. Bahçede Jet'i arkadaşları ile tanıştırır. Bahçeye kurduğu film setini gösterir. Biraz sonra filmi çekmeye başlarlar. Jet uzaylı maskesini takıp dünyayı ele geçirmeye çalışan bir uzaylı olup Raylie'nin hazırladığı maket şehri dağıtmaya başlar. Yönetmen Raylie çekimi durdurup Jet'ten gökyüzünde üçlü takla hareketini yapmasını ister. Jet bunu kendisinin yapamayacağını söyler.

Raylie bunu kimin yapabileceğini düşünürken Jet harika kanatları çağırmanın zamanı geldi der. Raylie harika kanatlar da kim diye sorunca, Jet ne zaman ihtiyaç duysam hemen yardıma gelen muhteşem uçak arkadaşlarım der ve kuleyi arar. Cimbo'ya durumu anlatır. Cimbo bu iş için en uygun uçağın Gerome olduğunu düşünüp onu gönderir. Gerome bir an önce sete gelip maskesini takar ve rolünü oynamaya başlar. Jet'le birlikte dünyayı istila eden uzaylılar olurlar. Raylie'nin arkadaşı Viktoria uzaylıları yakalayan kız rolünde oynamaktadır. Fakat Viktoria filmin çok kaba ve şiddet içerikli olduğunu düşünüp oynamak istemez. Raylie bunu değiştirmek istemeyince iki arkadaşın arası açılır. Arkadaşının çok üzgün olduğunu görünce Raylie fikrini değiştirip, bundan sonra filmlerinde gürültü patırtı olmayacağını söyler. Filmi yeniden çeken çocuklar insanlar ve uzaylılar arasındaki dostluk konusunu işlerler. İşin sonunda harika bir film yaptıkları için hepsi çok mutludur. Jet ve Gerome arkadaşlarına hoşçakal deyip hava üssüne geri dönerler.

Rafadan Tayfa 15. Bölüm (Çember ve Taş)

Rafadan Tayfa 15. Bölüm (Çember ve Taş)
Rafadan Tayfa Çember ve Taşı
Rafadan Tayfa Çember ve Taş - Rafadan Tayfa

Akın mahallede bulunan oyun alanında dalgın bir şekilde yürürken Mert ve Hayri bir anda onu kolundan yakalar. Sakın bir adım daha atma diye uyarırlar. Ne olduğuna bir türlü anlam veremeyen Akın ısrarla adım atmak istese de ağabeyleri onu kolundan çekiştirirler. Çünkü yere çizilmiş düzgün bir çember ve ortasında da bir taş bulunmaktadır. Çocuklar bunun esrarengiz bir durum olduğunu düşünürler. Akın yerdeki çemberin sıradan bir çember olduğunu düşünür. Bunun üzerine Hayri eline bir çubuk verip yere bir çember çizmesini söyler. Akın çemberi çizer fakat diğeri gibi düzgün olmaz. Hayri, gördün mü? bak istesen de onun gibi düzgün çizemiyorsun, bu kesin özel bir çember ve buraya çizilmesinin özel bir nedeni var der. Mert bu taşı polisin delil olarak bıraktığını, çemberi de kimse yaklaşmasın diye etrafına çizdiğini düşünür.

Bu sırada Kamil elinde bilimsel bir kitapla gelir. Kitaptan da araştırdığı üzere bu taşın bir göktaşı olduğunu düşünür. Parçalanan bir gök taşının son parçasının kendi mahallelerine düşmüş olabileceğini, çemberi de onu inceleyen Gök Bilimcilerin çizmiş olabileceğini düşünmektedir. Hayri bütün teoirilere itiraz eder. Polis delili olsaydı her yerde sireni çalan polis arabalarının olması gerektiğini, gök taşı olsaydı da her yerin toz duman olması gerektiğini söyler.

Akın'ın düşüncesine göre bu taş ve çember karıncalarla alakalıdır. Taşın altında kocaman bir karınca medeniyeti olduğunu taşı da karıncalar dışarıya çıkamasın diye koyulmuş olabileceğini düşünür. Kireçle çizilmiş olan çemberin de karıncaların bu alandan dışarıya çıkmasın diye çizilmiş olabilileceğini söyler.

Hayal gücü en geniş olan Hayri taşın altında dünyanın öbür ucuna açılan bir delik olduğunu düşünür. Oradan bazı kişilerin kendileri gözetlediğini, yetkililer de bunu fark edince deliği taşla kapatmıştır diye anlatır. Mert olur mu öyle şey deliği sıradan bir taşla mı kapatmışlar yani diye itiraz eder. Hayri şimdilik kapatmışlardır, herhalde yakında üzerine beton dökerler der.

Bu sırada arkadaki kırmızı kamyonetin arkasından Sevim ve Hale kızgın bir şekilde çıkagelirler. Yeter artık bu saçma sapan fikirleriniz, saatlerdir burada sizi dinliyoruz bir türlü gidemediniz derler. Mert neden çıkıp yanımıza gelmediniz diye sorunca Sevim, sizin için bir sürpriz hazırlıyorduk. Buraya bir futbol sahası çiziyorduk. Tam orta sahanın yuvarlağını bitirmiştik ki siz geldiniz, biz de bunun üzerine saklandık diye anlatır. Çocuklar taşı neden koydunuz diye sorar. Hale onu çemberi düzgün bir şekilde çizmek için pergel gibi kullandıklarını söyler. Her şey ortaya çıktığına göre Rafadan Tayfa derin bir nefes alır. Hala kızgın olan Hale ve Sevim sahanın kalanını da siz çizersiniz der ve giderler.

Aradan biraz zaman geçer, tüm çocuklar alandan ayrılırlar. Hayri bankta uyuklarken rüyasında taşı kaldırdığını görür. İçinden kendileri gözetleyen bir uzaylı çıkar. Hayri bağırarak rüyadan uyanır. Yanı başında Yumak'ı görünce derin bir nefes alır.

Harika Kanatlar Prensesin Yavru Köpekleri Hikayeleri

Harika Kanatlar Prensesin Yavru Köpekleri
Harika Kanatlar Prensesin Yavru Köpekleri 
Harika Kanatlar Prensesin Yavru Köpekleri - Harika Kanatlar

Jet ve Gerome gökyüzünde yarış yaparken Cimbo'nun anonsu ile yarışı yarıda bırakmak zorunda kalırlar. Çünkü Jet'in gitme vakti gelmiştir. Jet merakla hava kontrol kulesine gidip nereye teslimat yapacağını sorar. Cimbo İngiltere'de yaşayan Prenses Merybell'in siparişi olduğunu söyler. İngiltere'ye gideceğini öğrenen Jet çok mutlu olur. Cimbo Prensesin kırsalda bir şatoda yaşadığını söyleyince Jet'in heyecanı daha da artar. Hemen hazırlıklarını tamamlayıp yola çıkar. Prenses Merybell şatosunda vereceği çay davetinin hazırlıklarını tamamlamış hem davetlileri, hem de siparişini beklemektedir. Dadısı son kez çay davetinin kurallarını anlatır. Bu sırada Jet İngiltere semalarında uçarken Merybell'in yaşadığı şatoyu görüp robot adama dönüşür. Şatoya yaklaşıp kapıyı açar. Gösterişli kapı yavaşça açılır, arkasından bütün zerafeti ile Prenses Merybell çıkar. Onu bahçeye davet edip kutusunu açar. İçinden çok süslü köpek tasmaları çıkar. Merybell onları köpekleri için sipariş etmiştir. Merybell Jet'e etrafı gezdirmek için uzaklaştığında köpekler kafeslerinden kaçıp davet masasını dağıtırlar. Durumu fark eden Jet ve Merybell engel olmak için geldiklerinde köpeklerin hepsi bahçeye dağılır. Prenses onları yakalamaları gerektiğini söyler. İkisi birlikte bahçede köpekleri kovalamaya başlarlar fakat nafile bir türlü yakalayamazlar. Bahçe kapısının arkasında kendileri izleyen iki çocuktan yardım isterler. Dört koldan bahçeye dağılıp köpekleri ararlar. Bir türlü köpekleri yakalayıp bir araya getiremezler. Jet en sonunda bu iş böyle olmayacak harika kanatları çağırma zamanı geldi der. Prenses ve çocuklar harika kanatlar da kim diye sorunca Jet ne zaman ihtiyaç duysam hemen yardıma gelen muhteşem uçak arkadaşlarım der ve kuleyi arar. Durumu anlatınca Cimbo bu iş için en uygun uçağın Gerome olduğunu düşünüp onu gönderir. Gerome hemen havalanıp Jet'in yanına doğru yola çıkar. Prenses üzgün bir şekilde yardım beklerken Gerome gökyüzünde görünür. Gerome Jet'e yukarıdan köpekleri takip etmesini söyler. Kendiside bahçedeki çalılardan yapılmış labirentte köpeklerin izini sürer. Bu şekilde köpekleri bir araya getirirler. En son labirent çıkışında Merybell ve çocuklar köpekleri karşılayıp yakalarlar. Herşey yoluna girdiğinde prensesin davetlileri gelip çay daveti başlar. Prenses çaya Jet, Gerome ve kendisine yardım eden iki çocuğu da davet eder. Davetin sonunda köpeklerinin tasmalarını takıp arkadaşlarına takdim eder. Gitme vakti geldiğinde Jet ve Gerome Prenses ve çocuklara hoşçakal deyip hava üssüne geri dönerler.

Rafadan Tayfa 14. Bölüm Hikayesi (Voleybol)

Rafadan Tayfa 14. Bölüm Hikayesi (Voleybol)
Rafadan Tayfa Voleybol
Rafadan Tayfa Voleybol - Rafadan Tayfa

Rafadan Tayfa ekibi Hale ve Sevim ile birlikte mahallenin boş alanında ortaya ip gerip voleybol oynamaktadır. Kamil, Hayri ve Mert bir takım Akın, Hale ve Sevim'de diğer takım olmuştur. Fakat Mertlerin takımı voleybol oynamayı bir türlü beceremez. Oyunun bir yerinde topu alıp ayakta sektirmeye başlarlar. Kafa vuruşları yapıp goool diye bağırırlar. Hale ve Sevim voleybolu futbola çevirdiniz diye onlara kızıp giderler. Mert arkalarından gitmeyin diye seslense de kızlar dinlemezler. Daha sonra Mertlerin evinin terasına çıkıp kara kara düşünmeye başlarlar. Çünkü işgüzar Hayri kendini ve arkadaşlarını okulun voleybol takımına yazdırmıştır. Şimdi ne yapacaklarını kara kara düşünmeye başlarlar. Kızları kızdırdıkları için onlardan yardım isteyemezler. İçlerinde voleybol oynamayı bilen bir tek Akın vardır. Mert böyle oynamayı nereden öğrendin diye sorar. Akın herkesin bir sırrı vardır der ve nereden öğrendiğini söylemez. Ağabeyleri ne kadar ısrar etse de Akın anlatmak istemez. Mert bunun nedenini sorduğunda anlatırsam gülersiniz diye çekindiğini söyler. Kamil bir türlü voleybol diyemez. Her seferinde voleybol der, arkadaşları da onu düzeltirler. Okulun maçında rezil olacağız diye Hayri'ya çıkışırlar. Onların bu çaresiz hallerini gören Akın sırrını söylemeye karar verir. Beni bir kaç sefer Basri amca çalıştırdı der. Söz vermelerine rağmen hepsi buna katıla katıla gülmeye başlar. Akın anlattığına pişman olup üzgün bir şekilde aşağıyı seyreder.

Bu sırada Basri amca bakkaldan alışveriş yapmış evine doğru gitmektedir. Hemen önündeki evin duvarına dayanmış tahta merdiven düşmek üzeredir. Akın merdivenin Basri amcanın üzerine düşmek üzere olduğunu görüp aşağıya bağırır. Diğer çocuklarda gelip hep birlikte bağırırlar Basri amca dikkatli ol diye. Basri amca kendinden beklenmeyecek bir çeviklikle önce merdiveni sonra da arkasından düşen saksıyı yakalar. Çocuklara eliyle teşekkür işareti yapıp gider. Çocuklar gördükleri karşısında şaşkına dönerler. Basri amcanın çevikliğine kanaat getirip yeni voleybol hocamız o olmalı diye karar verirler.

Basri amcanın evinin önüne gidip aralarında ona nasıl söyleyeceğiz diye konuşurken, Basri amca kapıdan çıkıverir. Burada ne arıyorsunuz diye sorunca Mert bizi de Akın gibi çalıştırır mısın? diye sorar. Basri amca bunu yapmaya emin misiniz? diye sorar. Çocuklar hep bir ağızdan eminiz diye bağırırlar. Bahçeye geçtiklerinde Basri amca Hayri ve Mert'in eline birer tane leğen, Kamil'in eline de bir sopa verir. Sopa ile elmaları çırpmasını, Hayri ve Mert'in de tek bir tanesini bile düşürmeden leğenle toplamasını söyler. Çocuklar başta şaşırsa da dediklerini yaparlar. ilk denemede hepsini yere dökerler. Daha sonra hızlanıp elmaları düşürmeden toplamaya başlarlar. Günün sonunda elma toplamaktan hepsi yorgun düşmüştür. Evlerine giderken voleybol sahasında Akın'ı görürler. Mert hani Basri amca voleybol çalıştıracaktı bütün gün elma toplattı der. Akın elindeki topu atınca hepsi çalışmanın verdiği çeviklikle çok iyi bir şekilde voleybol oynarlar. Kendileri bile buna inanamaz. Akın çalışmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu anladınız mı? diye sorar. Hepsi bir ağızdan bu maçı biz kazanacağız diye bağırır.

Harika Kanatlar Tüylü Dostlarımız Hikayesi

Harika Kanatlar Tüylü Dostlarımız
Harika Kanatlar Tüylü Dostlarımız
Harika Kanatlar Tüylü Dostlarımız - Harika Kanatlar

Donie ve Dizzy hava üssünde üzerlerine çıkartmalar yapıştırırken Jet yanlarına gelip ne yaptıklarını sorar. Donie çıkartma yapıştırdıklarını, isterse kendisine de verebileceğini söyler. Elinde duran bir avuç çıkartmayı Jet'e gösterirken rüzgar hepsini uçurur. Çıkartmalar yukarıda uçmakta olan Büyük Albert'in gözlerine yapışır ve bir anda yerdeki kutuların üzerine düşer. Jet ve arkadaşları onu kurtarmaya geldiğinde Cimbo kuleden Jet'i anons eder. Jet arkadaşlarına hoşçakal deyip kuleye gider. Bugün nereye teslimat yapacağını sorar. Cimbo Papua Yeni Gine'de yaşayan Sam adında bir çocuğun siparişi olduğunu söyleyip, bu ülke hakkında bilgiler verir. Jet bir an önce hazırlıklarını tamamlayıp yola çıkar. Sam kuşları çok seven kardeşi Mandy ile siperişini beklemektedir. Jet Papua Yeni Gine üzerinde uçarken muhteşem bir manzara seyreder. Sam'in yaşadığı köyü bulup robot adama dönüşür. Kapıyı çalıp teslimatınız var diye seslenir. Sam ve Mandy heyecanla kapıyı açarlar. Jet kutuyu teslim eder.

Hepbirlikte dışarıya çıkıp kutuyu açarlar. İçerisinden bir fotoğraf makinesi çıkar. Sam onu alıp ilk önce Jet'in fotoğrafını çeker. Daha sonra kardeşi Mandy'nin çok sevdiği cennet kuşlarının resmini çekmek için ormana giderler. Cennet kuşları çok canlı renklere sahip olan ve harika dans eden bir kuş türüdür. Mandy onları evde beklerken Jet ve Sam ormanda kuşları aramaya başlarlar. Ormanın derinliklerinde kuşun sesini duyup sesin geldiği yöne giderler. Bir ağacın dalında ötmekte olan cennet kuşunu görüp Sam resmini çekmek ister. Yeterince yakın olmadığını düşünüp kuşa yaklaştıklarında kuş bir anda ürküp kaçar. Jet, jet hızını kullanıp peşinden gitse de başarılı olamaz ve bir ağaca çarpıp yere düşer. Bir anda gökyüzünde uçmakta olan bir sürü cennet kuşu görürler. Jet onlarla konuşmak için havalanır fakat onlar da korkup kaçar. Sam bu iş böyle olmayacak diye düşünürken, Jet harika kanatları çağırmanın zamanının geldiğini söyler.

Sam harika kanatlar da kim diye sorunca, Jet ne zaman ihtiyaç duysam hemen yardıma gelen muhteşem uçak arkadaşlarım der ve kuleyi arar. Cimbo'ya durumu anlatır. Cimbo bu iş için en uygun uçağın Büyük Albert olduğunu düşünüp onu gönderir. Büyük Albert Jet'in yanına gelip hemen işe el atar. Geçmiş zaman çantasından bir kuş kostümü bulup Jet'e giydirir. Bu sayede kuşlar Jet'i kuş zannedip korkmayacaktır. Jet kuş kostümü ile havalanıp kuşların yanına gider. Onlarla birlikte dallara konup dans eder. Bu sırada aşağıdan Sam onların fotoğraflarını çeker. Bir an önce eve dönüp fotoğrafları kardeşine verir. Mandy kuş fotoğraflarına çok sevinir. Sam Jet ve Büyük Albert'a teşekkür eder. Harika kanatlar arkadaşlarına hoşçakal deyip, bir kişiyi daha mutlu etmenin verdiği sevinçle hava üssüne dönerler.

Harika Kanatlar Kaçak Rex Hikayesi

Harika Kanatlar Kaçak Rex
Harika Kanatlar Kaçak Rex
Harika Kanatlar Kaçak Rex - Harika Kanatlar

Jet Donie'nin garajının önünde heyecanla Donie'nin yeni icadını görmek için beklemektedir. Kapı açılır ve Donie dev gibi bir robotun üzerinde gelir. Bu çok güçlü robotu kendisi yapmıştır. Jet hayranlıkla robotu izlerken, kuleden Cimbo'nun anonsu ile kendine gelir. Merakla bugün nereye gideceğini sorar. Cimbo Danimarka'da yaşayan Noa adında bir çocuğun siparişi olduğunu söyler. Danimarka Kuzey Avrupa'da bir ülkedir. Jet bu ülke hakkında biraz bilgilr edinip, hemen yola çıkar. Noa'da Donie gibi yeni icatlar yapmayı seven bir çocuktur. Yeni icadını tamamlamak için siparişini sabırsızlıkla beklemektedir. Jet Danimarka üzerinde düzlükleri ve tepeleri seyrederek uçarken Noa'nın evini görüp robot adama dönüşür. Kapıyı çalıp teslimatınız var diye seslenir. Noa annesi ile birlikte kapıyı açıp Jet'i içeriye davet eder. Kutusunu açtığında içinden büyük boyda piller çıkar. Jet bunlarla ne yapacağını sorunca, Noa gözlerinle gör deyip onu laboratuvarına götürür. İçeride Noa'nın yeni icadı olan kocaman bir oyuncak dinozor vardır. Adını Tayzarus Rex koymuştur. Zaman kaybetmeden pilleri dinozora takıp kumanda ile çalıştırır. Jet' de onu kullanmak isteyince Noa kumandayı Jet'e verir. Jet düğmelere rast gele basmaya başlar. Dinozor bir anda kontrolden çıkıp sağı solu yıkmaya başlar. Daha sonra kapıyı kırıp şehre doğru etrafını yıkarak ilerler. Giderken Noa'nın annesinin çiçeklerini de ezer. Noa üzerindeki pilleri çıkarırsak durur diye düşünüp, bisiklet ile peşinden gider. Jet'de küçük bir bisikletin üzerinde onu takip eder. Yakalayamayacaklarını anladıkları anda Jet, jet hızını kullanıp dinozorun yere düşmesini sağlar. Jet tam üzerinden pilleri almak üzereyken dinozor yeniden ayağa kalkıp şehre doğru kaçar. Jet harika kanatları çağırmanın zamanının geldiğini söyleyince, Noa harika kanatlarda kim diye sorar. Jet ne zaman ihtiyaç duysam hemen yardıma gelen muhteşem uçak arkadaşlarım der ve kuleyi arar. Cimbo'ya durumu anlatır. Cimbo duruma en uygun uçağın Donie olduğunu düşünüp onu gönderir. Donie zaman kaybetmeden arkadaşının yanına gelip, alet edevat çantasından çıkardığı malzemeler ile büyük bir robot yapar. Robot ve dinozor karşı karşıya gelirler fakat Donie biraz korkup kaçar. Kaçarken bir direğe çarpıp düşer. Donie robotun üzerinden inince Jet onun yerine geçer. Büyük bir cesaretle dinozora kafa tutar. Onlar boğuşurken Noa bisikleti ile dinozorun üzerine çıkıp pilleri çıkarır. Dinozor o anda yere yığılır. Eve döndüklerinde dinozoru yeniden programlayıp ona annesinin çiçeklerini yeniden diktirir. Jet ve Donie Noa'ya hoşçakal deyip hava üssüne geri dönerler.

Maşa ile Koca Ayı Aile Bir Arada Hikayesi

Maşa ile Koca Ayı Aile Bir Arada
Maşa ile Koca Ayı Aile Bir Arada
Maşa ile Koca Ayı Aile Bir Arada - Maşa ve Koca Ayı

Maşa karlar üzerine kızağıyla kayarken bir anda düşüp kara saplanır. Tekrar ayağa kalkıp kızağına binecekken gök yüzünde bir uçak görüp kızağı ile takip etmeye başlar. Koca Ayı karlar yüzünden kapanmış olan kapısının önünü bir güzel temizler. Uçakla yanına gelen penguen rahat iniş yapsın diye karların üzerine kırmızı çizgiler çizer. Koca Ayının misafiri penguen iniş yapar ayıyla birlikte içeriye girerler. Peşlerinden de Maşa gelir. Evin içinde Maşa ve penguen koşturup oynarlar. Koca Ayı kafası üşümesin diye küçük penguene bir bere hediye eder. Penguen bu bereyi beğenmeyince Maşa kendi kafasındakini ona verir. Dışarıya çıkıp birlikte kızakla kayarken Koca Ayı da onları seyreder. Bir süre sonra penguen kızağı sürmeye başlar. Maşa'da arkasına oturur. Kızağın üstünde akrobasi hareketleri yaparken birden düşüp kara saplanırlar. Koca Ayı korkup onları kurtarmaya gider. Fakat buna gerek kalmaz çünkü iki afacan kendileri düştükleri yerden çıkmayı başarırlar. İki kafadar kızakta kayıp eğlenirken Koca Ayı çaresiz onları evinin penceresinden seyredip durur. Bir ara iki afacan içeriye girer Koca Ayı kendisi için geldiler zannedip kollarını açar fakat içeriden buz hokeyi sopalarını alıp çıkarlar. Dışarıda buz hokeyi oynamaya başlarlar. Koca Ayı çok üzülmüştür. Aklına onlara sofra hazırlamak gelir. Çok güzel kurabiyeler, içecekler hazırlayıp masayı donatır. Maşa ve pengueni içeriye çağırır. İki kafadar içeriye gelip hızlıca yemeklerini yerler. Koca Ayı fotoğraf makinesini almak için arkasını döndüğünde bir bakar ki masada hiç bir şey kalmamıştır. Afacanlar tekrar dışarı çıkmak üzereyken Koca Ayı ikisini de yakalar. Maşa'ya televizyon açıp eline kumandayı verir. Penguenin'de resmini çekmek için duvarın önüne diker. Tam resmini çekecekken Maşa pengueni de alıp yanına oturtur. Koca Ayı sinirlenip ikisini de duvarın önüne dikip resimlerini çeker. Çekmesiyle birlikte çocuklar yeniden dışarıya kaçar. Koca Ayı üzgün bir şekilde albümüne bakarken Maşa onun bu halini görür ve bir şarkı söyler.

Aileler çocukları korur ve kollar,
Ama büyüyünce gelir zaman,
Kanatlanır uçar, yuvadan gider,
Evden uçup gider kuş gibi,
Hayatın zorlu yolları seni götürse de,
Uzaklara gitsen de çok uzağa,
Geri dönünce bildiğin yere,
Sıcak evin seni bekliyor.

Maşa ve penguen kendilerini affettirmek için Koca Ayıyı da oyunlarına davet ederler. Hep birlikte kar topu oynayıp kardan ev yaparlar. Koca Ayının keyfi yerine gelmiştir. Günün sonunda üçü bir koltuğa oturup resim çektirirler. Penguen başına Koca Ayının hediye ettiği bereyi takar. Maşa'nın beresini de Koca Ayıya takarlar.

Rafadan Tayfa 13. Bölüm Hikayesi (Kamera - Motor)

Rafadan Tayfa 13. Bölüm (Kamera - Motor)
Rafadan Tayfa Kamera - Motor
Rafadan Tayfa Kamera-Motor - Rafadan Tayfa

Kahramanlarımız Mert, Hayri ve Kamil oynayacak bir oyun bulamadıkları için mahallede canları sıkkın bir şekilde oturmaktadır. Rüstem ağabey elinde kocaman, ağır bir bavul ile yanlarına gelip, sizin neyiniz var, neden öyle boş boş oturuyorsunuz diye sorar. Çocuklar yapacak hiçbir şey olmadığını canlarının çok sıkıldığını söyler. Mert Rüstem ağabeye o bavulda ne taşıdığını sorar. Rüstem ağabey kendi sokaklarında eskiden sinema ile ilgilenen yaşlı bir adam olduğunu, gerekmeyen eski sinema alet herdevatlarını dağıtması için kendisine verdiğini söyler. Çocukların bir anda gözleri parlar. O aletleri bize verir misin? diye sorarlar. Rüstem ağabey onlarla ne yapacaksınız diye sorunca Mert, tabi ki film çekeceğiz diye cevap verir. Bavulu alan çocuklar zaman kaybetmeden içindekileri incelemeye başlarlar. İçinden yönetmen koltuğu, megafon ve bunun gibi bir sürü çekim malzemesi çeker. Bu sırada Hale ve Sevim'de filmdeki arka fon için gerekli kumaş ve renkli kartonları bulup getirirler. Hayri'de kamera ve kasetleri getirince film çekmek için her şey hazırdır. Tek sorun filmi nerede çekeceklerdir. Bu sırada Akın gelip Basri amcanın filmi bahçesinde çekmelerine izin verdiğini söyler. Kızlar filmin konusu ne olacak diye sorarlar. Her biri farklı konular üretirler. En sonunda filmin adına da karar verirler. Filmin adı RAFADAN TAYFA olacaktır.

Seti Basri amcanın bahçesine kurup filmi çekmeye başlarlar. Hayri uzayda kaybolmuş bir astronottur. Akın ise onu uzay mekiği ile kurtarmaya gelen bir yüzbaşıdır. Tam bu sahneyi çekerken Hayri'nin altındaki tabure kayıp yere düşer. Akın olayı toparlayıp Hayri'yi kurtarır. Bu sayede ilk sahneyi tamamlarlar.

Sırada ikinci sahneyi çekmeye başlarlar. Mert çölde devesi ile kaybolmuş bir bedevidir. Yolunu bulmaya çalışırken bir anda çöl fırtınası başlar. Devesi ipini koparıp kaçar. ( Kamil ve Hayri kostüm giyip deve olmuşlardır) Mert çölde tek başına kalır. Tam bu sırada yakınında bir yere uzay mekiği iner. Uzaklardan bir ses kurtarın beni diye yardım istemektedir. Mert bu kişi her kim ise ona yardım etmeliyim der. Bu şekilde ikinci sahne de tamamlanır.

Daha sonra sırayla ormandaki Kızıl Derili sahnelerini ve deniz altındaki köpek balığı sahnelerini çekip filmi tamamlarlar. Çekimin sonunda film hakkında aralarında konuşurken övünmeyi seven Hayri içinizde en iyisi bendim diye hava atar. Mert kamerayı açtığında içinde kaset olmadığını görünce kamerayı getiren Hayri'ye kızar. Bir işi de dikkatli yap diye hepsi Hayri'ye çıkışır. Oysa ki Hayri çekimin sonunda kaseti saklayıp arkadaşlarına şaka yapmıştır. Kaseti ortaya çıkarınca hepsi derin bir ohh çeker.